BU TELAŞ BU PANİK NİYE?


Anlaşılan o ki;

AKP büyük bir çöküşün içinde.

***

Akıllı bir partidir AKP. Diğer partiler gibi ayıplarını, yanlışlarını ifşa etmezler.

 Ketumdurlar. Ser verir sır vermezler. Belki de şu sıralar parti içi fokur fokur kaynayan bir cadı kazanı?

***

Sanıyorum, AKP’li il teşkilatları son zamanlarda yaptıkları ve de yaptırdıkları anketlerden, araştırmalardan; partinin bilinen potansiyelinin günden güne düştüğünü, eridiğini, kan kaybettiğini tespit etmiş olacaklar

Ki;

Yukarılara; “aman beyim, buralarda bir şeyler oluyor, ahali bizi elinin tersiyle itmeye başladı.” Mealinde raporlar göndermeye başladılar.

Yani yanardöner balonlar bir bir patlamaya başladı.

***

Yukarılardakiler, bu feryatlar karşısında:

On sekiz yaşındaki gençlere şirin görünmek için ağızlarına bir parmak bal çalarak, mebus seçilmelerini sağlayacaklarını vaat ederek bunlardan gelecek oylardan medet umar oldular.

***

Daha evvelde yazdım. Mebus olmak, her baba yiğidin haddi olamaz olmamalı.

***

Mebus olan insan deneyimli olmalı, idareci olmalı, sözü dinlenir olmalı. Mebus olan insan ne yaptığını bilir olmalı. Yaptıklarının hesabını verebilmeli. Mebus olan insan partisini, hükümetini değil devletini temsil edebilmeli.

Devlet işi sahada top koşturmak, kahvehanede okey oynamak değil.

Ama başbakan cumartesi günü Elazığ’da yaptığı konuşmada: Şu anda AB ülkelerinin 12 sinde on sekiz yaşında seçme seçilme hakkı tanınmışmış(?). Ama olmadı ki, yeri düştüğünde AB’den bize ne diyoruz, şimdi de bu ülkeleri örnek gösteriyoruz.

Artık kendi ayaklarımızın üstünde durmayı becerebil sekte, AB bazı şeylerde bizi örnek gösterse. ( Şimdi denecek ki, dünyadaki kimi uluslar ekonomimizi falan övüyorlar. İş öyle değil. Bunda da durum, “dışım eli yakar, için beni yakar” hesabı. İçimize girsinler de görsünler ekonomimizin fakir fukarayı nasıl cayır cayır yaktığını. Son zamların insanların belini nasıl büktüğünü. Herhalde bu zamlar ekonomimizin tavan yapmasından kaynaklanmıyordur.)    

Bizde bu yaştaki gençlere “kan beyin” derler. Yani beyni daha henüz tekâmül etmemiş, olgunlaşmamış; aklına eseni aklına estiği zaman yapan, yaptığı işin arkasını ününü düşünmeyen demektir.

***

Yedi kişilik bir ailede on sekiz yaşın üstünde üç çocuk varsa; bunları zapt etmek, kendinden küçük kardeşlerini tahakkümleriyle ezmelerini önlemek mebuslarımızın yaşamadıkları şeyler olacak ki; partiyi kurtarmak adına bu mantığa balıklama atladılar…

***

Yine başbakan Elazığ’da ki konuşmasında: “Padişah, Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinden bahisle, “ecdadımız o yaşlarda bir devri kapatıp yeni bir devir açmıştır” diyor.

O Fatih Sultan Mehmet Handı ve o bir padişahtı. Günümüz gençleri padişah değil. Günümüz gençleri eğer bu akılla o dönemde yaşasalardı; padişah bunların hiçbirine yaşama hakkı tanımazdı.

***

Rivayet edilir ki; usta bir hattat, bir pirinç tanesinin üstüne “FATİHA” suresinin yazmış ve bunu padişaha sunmuş. Padişah elindeki pirinç tanesini inceledikten sonra; öfkeyle: “Tez bu gafile 100 sopa vurula. Daha sonrada 100 altın verile buyurmuş.”

Padişah burada; sanata olan hürmetinden dolayı o hattatı 100 altınla mükâfatlandırırken, zamanını böyle bir saçmalıkla boşa yere harcadığında dolayı da 100 sopayla cezalandırmış.

***

Bazı televizyon kanallarında yarışma adı altında öyle hokkabazlıklar yapılıyor ki, insan bu gençlerin yaptıklarını utanarak izliyor ve benim aklıma, Fatih Sultan Mehmet hakkında anlatılan bu hikâye geliyor.

***

Bir ülkeyi yönetmek için soyunan akil insanlar, yönetime gelebilmek için, bu işin mitingsiz, propagandasız olmayacağını çok iyi bilirler. Bildikleri içinde bu gün ülke yönetimde söz sahibiler.

***

Orduyu da siyasetin içine çekerek erbaş ve erlere de seçme seçilme hakkı tanınacak.

Herhalde ordudaki siyası miting ve propagandalar da; (A) partisine mensup subaylarca, (A) partisinin daha sonra da (B),(C) partilerine mensup subaylarca yapılır.

Ve “hııı! Oy’unu benim partime verileceksin, yoksa elimden çekeceğin var ha” denilecektir.

Orduda seçimlere böylece dâhil edilmiş olacaktır.

***

Medet ya Allah…