BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR

Her sabah uyanıyoruz… Bir bakıyoruz, yeni bir “deprem uzmanı” daha türemiş. Yerden mantar biter gibi.

Mikrofonu kapan, YouTube kanalı açan, sosyal medyada iki grafik paylaşan kendini jeolog, sismolog, kâhin ilan ediyor.
Başlıyorlar ezber cümlelere:
“Şu tarihe kadar…”
“Bu fay kesin kırılacak…”
“Büyük deprem kapıda…”
Ne bilim var,
ne veri var,
ne sorumluluk var.
Sonra ne oluyor?
O bölgede 2.8’lik bir sarsıntı…
Hemen çıkıp bağırıyorlar:
“Ben demiştim!”
Hayır, demedin.
Tutmadı.
Ama korku tuttun.
Panik tuttun.
İnsanların uykusunu tuttun.
Bu ülkede gerçekten depremi bilen, bilimsel konuşan bir avuç insan var.
Geri kalanların tamamına yakını reyting bağımlısı, tıklanma sarhoşu, korku tüccarı.
Depremin tarihini, saatini bilen yok.
Bunu ilkokul çocuğu bile biliyor.
Ama bu şarlatanlar bilmiyor mu?
Biliyorlar.
Ama işlerine gelmiyor.
Çünkü korku para ediyor.
Korku izleniyor.
Korku paylaşılıyor.
Deprem yaşamış şehirlerde insanlar hâlâ travma içinde.
Çocuklar geceleri irkilerek uyanıyor.
Yaşlılar her gürültüde dua ediyor.
Ama bunların umurunda mı?
Değil.
Her gün yeni bir senaryo,
her gün yeni bir felaket masalı,
her gün yeni bir psikolojik yıkım.
Soruyorum buradan açık açık:
Halka korku salmanın, toplumu paniğe sürüklemenin hiç mi bir bedeli yok?
Bu nasıl bir sorumsuzluktur?
Bu nasıl bir vicdansızlıktır?
Deprem uzmanıysan çık;
şehirleri nasıl güçlendireceğimizi anlat.
Binaları nasıl denetleyeceğimizi söyle.
Önlem konuş.
Çözüm konuş.
Ama çıkıp da tarih vererek,
yer göstererek,
insanların aklıyla oynama.
Deprem bölgelerindeki insanları artık rahat bırakın!
Bir gecede rahat uyumak istiyor bu insanlar,
çok mu şey istiyorlar?
Deprem uzmanları uzmanlığını yapsın.
Bilim insanları bilimi anlatsın.
Ama palyaçolar…
Siz de lütfen işinizi yapın:
Palyaçolar Palyaçoluk yapın ama halkın sinir uçlarıyla oynamadan.
Bu ülkenin depremden çok,
korku yayanlardan korunmaya ihtiyacı var.