Ülkemizde Türkiye’yi hâlâ eskisi gibi aciz bir ülke olarak gören bir grup yaşamaktadır. Onları tek anladığım bir nokta var sadece. O da hâlâ var olan kırılgan ekonomidir. Buradan yürürler ve onlarca olumlu gelişmeyi buradan bakarak görmezden gelirler. Yaşanılan asrın depreminin bilançosu. Gezi ile yakaladığımız finansal özgürlüğümüze vurulan neşterden kimse bahsetmez. Ayrıca bölgemizi seyreden savaşlardan bağımsız okumak da kapasite yetmezliğidir. Tam 20 yıldır Irak, Suriye, İran savaşlarıyla bölgemiz ateş çemberinin sınırında kaldı. Bunca yaşanılan olumsuzluğa rağmen, gelin sizlerle yeni Türkiye’nin ne kadar kapsayıcı ve aktif rol üstlendiğini analiz edelim.
Özellikle NATO Zirvesi'nden sonra belirginliğini görmeye başladığımız birçok yapılanma, Türkiye’nin büyük bir hazırlık emaresinde olduğunu göstermektedir. İzmir’de yeniden yapılandırılan deniz tersanesi bu noktada önemlidir. Ayrıca Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın Ukrayna ziyareti, herkesi kapsayıcı politikanın ve oluşumun için en belirgin örneğidir. Yakın zamanda Stratfor’un kurucusu George Friedman’ın çarpıcı Türkiye analizi, yazdıklarımızı desteklemektedir.
“Türkiye’nin küresel ve bölgesel krizler neticesinde oluşan güç boşluklarını doldurarak kaçınılmaz bir yükseliş dönemine girdiğini savunmaktadır.”
Ayrıca Akdeniz’de ve denizlerdeki rolümüzden bahsetmiştir. Bu da devasa karbon yataklarının içeride iki ülkenin üzerindeki hâkimiyetini gösterir. Çok kapsamlı, dinamik bir Türkiye’nin dünyada yeni bir güç olduğunu gösteriyor.
Peki bu noktaya nasıl gelinildi? Bölgede özellikle Suriye konusunda her yönden mükemmel bir strateji izlendi.
Balkanlardan tutun Asya, Türk ülkelerine kadar. Pakistan, Arabistan, Mısır, Katar ile çok farklı dinamik bir güç kuruldu. Afrika’da özellikle Somali bölgesinde askerî üs kurarak bölgede yeni bir güç oluşturuyoruz. Tarihten gelen referansımızla birlikte ve son 20 senede bölgede yaptığımız yardımlarla beraber, birçok ülkeye evimizdeymiş gibi girebiliyoruz. Yani oralarda üs kurup, birçok alanda ve özellikle madencilik ve imar konusunda büyük ivme yakaladık. Yenilenen savunma sanayimiz ile birlikte Trump, seçimini yaptı. Veya yapmak zorunda kaldı. O da büyüyen, engelleyemedikleri gücün yanında olmayı daha sağlıklı buldu.
Sovyetlerin Orta Doğu’da ilerlemesini durdurmak için, Arap ülkelerini zulümle dizayn etmek için var olan İsrail birlikteliğinin, ABD için artık bir hükmü kalmamıştır. İsrail artık Erdoğan’ın, Trump’la gelişen stratejik bağı sayesinde yalnızlaştırılacaktır. Nitekim NATO toplantısı sonrası Trump'un açıklamaları bunu gösteriyor. Bölgeyi talan ederek değil de, yapılandırarak ilerleyen yeni güç Türkiye’dir. Artık dış politikada yeniden vites yükselten, her yönden bizi şaşırtan bir Türkiye izleyeceksiniz. Ümit ediyorum ki bu kazanımlar yakın bir zamanda halka da yansısın. Halk, aile, birey güçlü ve her yönden donanımlıysa devlet olarak güçlüsünüzdür.
Daha dün bize burun kıvıran Avrupa, şimdi askerî güç olarak bize daha da muhtaç duruma gelmiştir. Rus baskısını her an hisseden ve karbon yakıt konusunda Türkiye'ye muhtaç kalan Avrupa, bizimle daha iyi bir politika yürütmek zorundadır. Velhasıl İpek Yolu ile birlikte Türkiye Çin’den tutun Avrupa’ya, Afrika, Orta Doğu ülkelerine kadar geniş bir bölgede yüksek etki alanına sahip olacaktır. Tabii bunu kabul etmeyen ülkeler de var. Göreceğiz...