CHP Kendine Gelmek Zorunda

Mutlak Butlan kararının ardından CHP'yi izlerken üzülüyorum.

Bunu bir CHP'li olarak değil, herhangi bir siyasi partiye bağlı olmayan, ülkesinin geleceğini düşünen bir vatandaş olarak söylüyorum.
Türkiye ağır ekonomik sorunlarla mücadele ediyor. Hayat pahalılığı her geçen gün artıyor. Adalete olan güven zedeleniyor, eğitim sistemi tartışılıyor, toplumsal şiddet ve yozlaşma vatandaşın gündeminden düşmüyor. Böylesine zor bir dönemde insanlar doğal olarak yeni bir çıkış yolu, yeni bir umut ve yeni bir liderlik arayışına giriyor.
Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk'ün kurduğu parti olarak bu ülkede yalnızca bir siyasi yapı değil, aynı zamanda Cumhuriyet'in temel değerlerinin temsilcisi olarak görülmüştür. Halk, yıllar boyunca CHP'yi iktidara taşımasa bile güçlü bir muhalefet olarak varlığını sürdürmesini sağlamıştır. Bunun nedeni çoğu zaman liderlerin kişisel başarılarından çok, partinin tarihsel mirası ve Atatürk'ün emaneti olarak görülmesidir.
Ancak CHP'nin de uzun yıllardır çözemediği sorunları bulunuyor. Atatürk'ten sonra onun vizyonuna, çalışma disiplinine ve devlet anlayışına yaklaşabilen bir lider çıkarılamadığı yönündeki eleştiriler yeni değil. Elbette Atatürk gibi bir liderin yeniden gelmesini beklemek gerçekçi değildir. Ancak onun ilke ve inkılaplarına daha sıkı bağlı, halkın sorunlarına daha güçlü çözümler üreten ve toplumun tüm kesimlerine umut verebilen bir siyasi anlayışın oluşturulması mümkündür.
Bugün yaşanan tabloya baktığımızda ise CHP'nin kendi iç meseleleriyle mücadele etmekten toplumun beklentilerine yeterince cevap veremediğini görüyoruz. Parti içinde yaşanan ayrışmalar ve güç mücadeleleri, iktidar alternatifi olma iddiasına zarar veriyor. Oysa tam da iktidarın yıprandığı, seçmenin yeni bir seçenek aradığı bir dönemde CHP'nin birlik görüntüsü vermesi gerekiyordu.
Sokakta konuştuğum birçok CHP seçmeni büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Kimisi Özgür Özel'i destekliyor, kimisi Kemal Kılıçdaroğlu'nu. Ancak ortak duygu, partinin kendi içinde bölünmesinin yarattığı endişe. Hatta bazı CHP seçmenlerinin farklı partilere yönelmeyi düşündüğünü görmek, partinin karşı karşıya olduğu tehlikenin boyutunu ortaya koyuyor.
Bugün CHP'nin ihtiyacı olan şey yeni tartışmalar değil, yeniden toparlanmaktır. Parti örgütlerinin, kadın kollarının, gençlik kollarının ve gerçekten Cumhuriyet değerlerine bağlı kadroların sorumluluk alması gerekiyor. Sürekli ekranlarda görünerek kişisel siyasi kariyer peşinde koşanlardan çok, sessizce çalışan ve partiyi ayakta tutmaya çalışan isimlerin öne çıkması şarttır.
Önümüzde önemli bir seçim süreci bulunuyor. CHP'nin bu sürece dağınık, kırgın ve bölünmüş bir görüntüyle girmesi yalnızca partiye değil, değişim bekleyen milyonlarca seçmene de zarar verecektir.
CHP kendine gelmek zorunda. Çünkü mesele sadece bir partinin geleceği değil, aynı zamanda Türkiye'de demokrasiye, muhalefete ve siyasi rekabete duyulan ihtiyacın geleceğidir.