ÇİN ARAŞTIRMA HARCAMALARINDA ABD’Yİ GERİDE BIRAKIYOR

Küresel güç dengeleri artık yalnızca askeri kapasite ya da ekonomik büyüklükle ölçülmüyor. 21. yüzyılın gerçek rekabet alanı, bilimsel üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesi. Bu bağlamda son yıllarda sessiz ama derin bir dönüşüm yaşanıyor: Çin, araştırma-geliştirme (Ar-GE) harcamalarında ABD’yi geride bırakarak küresel bilim yarışında yeni bir dönemi başlatıyor. Bu gelişme yalnızca iki süper güç arasındaki rekabeti değil, aynı zamanda Türkiye gibi yükselen ekonomilerin konumunu da doğrudan etkiliyor.

ÇİN’İN YÜKSELİŞİ: SAYILARLA TARİHİ KIRILMA

Uzun yıllar boyunca bilimsel araştırmalarda açık ara lider olan ABD, artık bu üstünlüğünü kaybetme noktasına geldi. 2024 verileri, Çin’in yaklaşık 1,03 trilyon dolarlık Ar-GE harcamasıyla ABD’yi ilk kez geçtiğini ortaya koyuyor.

Bu sadece bir “geçiş anı” değil, uzun yıllardır biriken stratejik yatırımların sonucu. Çin’in Ar-GE harcamaları son yıllarda ortalama %8-9 büyürken, ABD’de bu oran çok daha sınırlı kaldı.

Daha da dikkat çekici olan nokta ise satın alma gücü paritesine göre yapılan hesaplamalar. Aynı kaynaklara göre Çin’de Ar-GE maliyetlerinin daha düşük olması, aynı bütçeyle daha fazla araştırma yapılmasını sağlıyor.

Sonuç olarak Çin yalnızca harcama büyüklüğünde değil, etkinlik ve çıktı üretiminde de hızla öne çıkıyor.

STRATEJİK YAKLAŞIM: DEVLET + SANAYİ + BİLİM ÜÇGENİ

Çin’in başarısının arkasında rastlantısal bir büyüme değil, uzun vadeli bir devlet stratejisi bulunuyor. “Made in China 2025” gibi programlarla başlayan süreç, bugün yapay zekâ, biyoteknoloji, yarı iletkenler ve yeşil enerji gibi kritik alanlara yoğunlaşmış durumda.

Bu modelin üç temel ayağı var:

Devlet yönlendirmesi ve finansmanı
Özel sektörün agresif yatırım iştahı
Üniversite-sanayi iş birliği
Nitekim Çin, bugün yalnızca harcamada değil, patent başvurularında ve inovasyon kümelerinde de dünya liderlerinden biri haline gelmiş durumda.
Ayrıca yapay zekâ yayınlarında Çin’in küresel payının %36’ya yaklaşması, bilimsel üretimin ağırlık merkezinin Asya’ya kaydığını gösteriyor.

ABD’NİN DURUMU: HALA GÜÇLÜ AMA AVANTAJ ERİYOR

ABD halen birçok alanda — özellikle biyoteknoloji ve ileri bilimlerde — liderliğini koruyor. Ancak genel tabloya bakıldığında avantajın hızla daraldığı görülüyor.
ABD’nin güçlü olduğu alanlar:
Yüksek kaliteli araştırma
Nobel ödülleri ve akademik prestij
Küresel yetenek çekme kapasitesi
Ancak zayıflayan noktalar:
Kamu Ar-GE yatırımlarında göreli yavaşlama
Yetenek göçü ve vize politikalarının etkisi
Özel sektörün kısa vadeli kârlılık baskısı
Bu nedenle uzmanlar artık rekabeti “ABD lider, Çin takipçi” şeklinde değil, “iki kutuplu bilim dünyası” olarak tanımlıyor.

KÜRESEL DENGELER: AVRUPA GERİDE KALIYOR

Avrupa Birliği ise bu yarışta daha temkinli bir görünüm sergiliyor. OECD verilerine göre Avrupa’da Ar-GE büyümesi %1 civarında kalırken, Çin’in çok gerisinde seyrediyor.

Bu durum, küresel inovasyonun giderek ABD-Çin eksenine sıkıştığını gösteriyor.

TÜRKİYE’NİN KONUMU: FIRSATLAR VE RİSKLER

Peki bu büyük dönüşümde Türkiye nerede duruyor?

Son yıllarda Türkiye’de Ar-GE harcamalarında artış gözlense de toplam büyüklük ve oran açısından gelişmiş ülkelerin gerisinde kalınmış durumda. Ancak dikkat çeken önemli bir veri var: Türkiye’nin Ar-GE harcamaları %5’in üzerinde büyüme göstererek OECD ortalamasının üzerine çıkmış durumda.
Bu, potansiyelin var olduğunu gösteriyor. Ancak yeterli mi? Hayır.
Türkiye’nin güçlü yönleri:
Genç ve dinamik nüfus
Gelişen savunma sanayii
Teknoloji girişimciliğinde artış

Zayıf yönleri:

Ar-GE harcamalarının GSYH içindeki payının düşük olması
Üniversite-sanayi iş birliğinin sınırlı kalması
Yüksek katma değerli üretimde yetersizlik

TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK YOL HARİTASI

Küresel bilim yarışında geri kalmamak için Türkiye’nin üç kritik adım atması gerekiyor:

1. Ar-GE Harcamalarını Artırmak
GSYH içindeki payın en az %2-3 bandına çıkarılması gerekiyor.

2. Nitelikli İnsan Kaynağı
Beyin göçünü tersine çevirecek politikalar şart.

3. Odaklı Teknoloji Alanları
Her alanda değil, seçilmiş sektörlerde derinleşme:
Yapay zekâ
Savunma teknolojileri
Yeşil enerji

SONUÇ: YENİ BİR BİLİMSEL DÜNYA DÜZENİ

Çin’in Ar-GE harcamalarında ABD’yi geride bırakması, yalnızca bir ekonomik veri değil; küresel güç dengesinde köklü bir değişimin işareti.

Artık dünya, bilim ve teknoloji üretiminde tek merkezli değil. Çok kutuplu, rekabetçi ve hızla dönüşen bir yapı söz konusu.
Türkiye için bu tablo hem bir risk hem de fırsat barındırıyor. Doğru stratejilerle bu yarışta konumunu güçlendirebilir; aksi halde yalnızca dış teknolojiyi tüketen bir ekonomi olarak kalabilir.

Sonuç olarak mesele yalnızca “kim daha fazla harcıyor” değil. Asıl soru şu:

Kim geleceği tasarlıyor?

Ve bu sorunun cevabı, önümüzdeki on yıllarda ülkelerin kaderini belirleyecek.

Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar