Eğitim İş’in değerlendirmesi ise şöyle;
-Okulöncesi Eğitimde Okullaşma Oranı Düştü.
Zorunlu ilköğretime başlama yaşının bir yıl erkene alınması, okulöncesi eğitimin zorunlu eğitimin dışına çıkarılması çocuğun gelişim ve eğitimine ilişkin olumsuz sonuçlarını kısa sürede ortaya çıkarmıştır.
MEB’in 2010-2014 Stratejik Planı’nda hedef, “Okul öncesi eğitimde % 33 olan net okullaşma oranını dezavantajlı çocukları gözeterek plan dönemi sonuna kadar % 70’in üstüne çıkarmak” şeklinde belirlenmesine rağmen, okulöncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 10 gerilemiştir.
2011-2012 eğitim öğretim yılında, 5 yaş grubunda okulöncesi eğitimde okullaşma oranı % 65,69 iken, 2012-2013 eğitim öğretim yılında bu oran % 55,35’e düşmüştür.
-İlkokula Başlayan Çocukların Gelecekleri Riske Atıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim uzmanlarının, bilim insanlarının ve sendikaların uyarılarına kulak tıkayarak, okulların fiziki yapılarında ve müfredat programlarında hiçbir hazırlık yapmadan 2 milyon 313 bin 888 çocuğu otomatik olarak ilkokula kaydetmiştir.
2011-2012 eğitim öğretim yılında 1 milyon 285 bin 550 öğrenci ilkokula başlamışken, 2012-2013 eğitim öğretim yılında bu sayı 1 milyon 758 bin’e çıkmıştır. 2012-2013 eğitim öğretim yılında 555.888 öğrenci zorunlu eğitime başlamamıştır.
-İmam Hatip Ortaokulları AKP’nin Gözdesi Oldu.
Söz konusu yasayla, yeniden ortaokul olarak düzenlenen ikinci 4 yıllık eğitimle mesleki yönlendirmeyi erken yaşa çekme gerekçe olarak sunulmuştu. Fakat bu yılki uygulamadan da anlaşıldığı gibi hükümetin amacı mesleki yönlendirme değil bütün okulları imam hatip okullarına dönüştürmektir. 4+4+4 düzenlemesinin ardından toplam 1.099 imam hatip ortaokulu bulunmaktadır. Bunlardan 730’u bağımsızken, 369’u imam hatip liseleri bünyesinde açılmıştır.
-Ortaöğretim Kaderine Terk Edildi
AKP hükümeti tarafından 4+4+4 düzenlemesi “zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması” girişimi olarak sunuldu. Oysa MEB’in 2012-2013 istatistikleri özellikle kız çocuklarının okuldan koparılacağı endişelerimizi ne yazık ki doğruladı. 8. sınıftan mezun olan ancak açık lise de dahil olmak üzere hiçbir ortaöğretim kurumuna kayıt olmayan öğrenci sayısı 49 bin 449 olarak belirlendi. Bu öğrencilerden 12 bin 172’si erkek, 37 bin 277’si ise kız öğrencidir.
-Çocuk İşçiliğin Önü Açıldı.
MEB istatistikleri, son yıllarda sermayenin kalifiye ve ucuz işgücü ihtiyacına bağlı olarak meslek liselerinin sayısında da artış olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye genelindeki toplam 10 bin 418 lisenin yarısından fazlası yani 6 bin 204’ü mesleki ve teknik lisedir. Geçtiğimiz yıl 5 bin 501 olan mesleki ve teknik lise sayısı bu yıl yüzde 13 oranında artmıştır.
-MEB istatistiklerine göre ülke genelinde, ilk, orta ve lise kademesinde toplam 61 bin 592 okul bulunuyor. Geçtiğimiz yıl 4 bin 664 özel okulda 535 bin 788 öğrenci eğitim görürken, bu yıl 5 bin 942 özel okulda 613 bin 64 öğrenci eğitim görmüştür. 4+4+4 düzenlemesi ile özel okulların ve bu okullardaki öğrencilerin sayısı, geçen yıla göre yüzde 15 oranında artmıştır.
-Türkiye istatistik Kurumu verilerine göre nüfusumuzun % 2,58’ini engelli yurttaşlarımız oluşturmaktadır. Ancak MEB, engelli yurttaşlarımızın eğitimini de kaderine terk etmiştir. Bakanlık, devlet okullarındaki engelli çocuklarımızın eğitimi için yeterli bütçe ayırmamıştır. Piyasada her türlü denetimden uzak özel rehabilitasyon merkezlerine oluk oluk para akıtan Bakanlık, engelli yurttaşlarımız üzerinden yeni bir sektör oluşturmaktadır. Özel rehabilitasyon merkezlerine aktarılan para ile çok daha modern okullar yapılıp tüm engelli çocuklarımızın eğitimden yararlanabilmesi mümkün iken siyasal iktidarın bunu rant kapısı olarak görmesi, eğitimde özelleştirme politikasının açık bir göstergesidir.
-Kesintisiz 8 yıllık eğitim sisteminde bile bakanlığın resmi rakamlarına göre 113 bin öğretmen ihtiyacı varken, 4+4+4 eğitim sistemi ile birlikte bırakın bu ihtiyacın giderilmesini var olan öğretmenlerden 70 bini norm kadro fazlası durumuna düştü. Norm kapalı gerekçesiyle öğretmen aileleri parçalandı. Milli Eğitim Bakanlığı, kendi yarattığı bu mağduriyetleri giderme adına tamamen eğitim bilimine aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olan “alan değişikliği” ve memurluğa geçiş uygulamasını açarak sorunu çözmek yerine, var olan sorunu daha da derinleştirmiştir
-Öğretmenler Mutsuz ve Borçlu
Eğitim-İş’in, “Öğretmenliğe İlişkin Öğretmen Görüşleri” adlı araştırma sonuçları, öğretmenlerin karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal sorunlarını ortaya koymuştur.
Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 68.67’si bankalara, yüzde 32.68’i şahıslara borçlu olduğunu belirtirken, yüzde 71.08’i kredi kartı borcu olduğunu ifade etmiştir. Öğretmenlerin yüzde 25.77’si ekonomik sıkıntılar nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunu, yüzde 36.39’u ailesinin beslenme ihtiyacını tam olarak karşılayamadığını söylemiştir.
-MEB, İhbar Bakanlığı Haline Geldi
2012-2013 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrenci velileri ve öğrencilerin şikâyetlerini dinlemek üzere kurmuş olduğu Alo 147 hattı, Bakanlığın öğretmenleri itibarsızlaştırma ve haklarında soruşturma açma kanalı olarak kullanılmıştır. Alo 147 hattına gelen isimsiz şikayetler nedeniyle yüzlerce öğretmenimize soruşturma açılmıştır. Ayrıca hattın hizmete girmesiyle birlikte öğretmene yönelik şiddet olayları da artmıştır.