Norm kadro fazlası öğretmenlere il dışı nakil olanağı
Milli Eğitim Bakanlığı, ağustos ayında yayımladığı ‘İhtiyaç ve Norm Kadro Fazlası Öğretmenlerin Yer Değiştirme Duyurusu’ ile norm kadro fazlası öğretmenlerin atama takvimini belirledi.
MEB tarafından açıklanan 12 il listesi şu şekildedir:
Ağrı, Ardahan, Bitlis, Hakkâri, Iğdır, İstanbul, Kars, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Van.
Atama takvimi ve başvuru tarihleriyse şu şekilde;
-Tercih Başvuruları: 4 – 7 Eylül
-Atama Sonuçlarının İlanı: 8 Eylül
-İlişik Kesme İşlemleri: 9 Eylül.
Sözleşmeli öğretmenler için süreç şöyle işleyecek;
Bulunduğu il sınırları içinde ataması yapılamayan öğretmenlere, ihtiyacın en yüksek olduğu 12 il içerisinden seçilecek 5 il tercihe açılacak. Öğretmenler öncelikle kendi istek ve tercihleri doğrultusunda bu illere atanacak. Tercihte bulunmayan veya tercihlerine yerleşemeyen öğretmenlerin atama işlemleri ise resen gerçekleştirilecek.
MEB’den norm fazlası olacak öğretmen kehaneti!
TÜİK’in açıkladığı doğurganlık hızına göre ilkokula başlayacak çağ nüfusundaki azalma, eğitim sisteminin geleceği açısından yaşanacak değişimi gözler önüne serdi.
TÜİK verilerine göre mevcut 10-14 yaş grubu ile 0-4 yaş grubu karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablo şu şekildedir:
İstatistikler
Yaş Grubu Toplam
Nüfus Yıllık Ortalama
Öğrenci Sayısı Tahmini Yıllık
Sınıf Sayısı
(30 Kişilik)
10-14 Yaş 6.562.310 1.312.000 ~43.700
0-4 Yaş 4.765.588 953.000 ~31.700
Fark -1.796.722 -359.000 -12.000
Bu tabloya göre 30 öğrencilik sınıflarda 12 bin öğretmen açığı hesaplanıyor. Ancak eğitim kalitesinin arttırılması ve bütün öğrencilerin eğitim hakkından daha fazla yararlanması için sınıf mevcutlarının düşürülmesi hiç hesaplanmıyor. Bu bağlamda önümüzdeki yıllarda norm kadro fazlası öğretmen olmayacak, sınıf mevcutlarının düşürülmesiyle öğretmenler daha az sayıda öğrenciyle eğiti öğretime devam edecektir.
Öğretmenler tarafından kabullenilmeyen TYMM, şimdi de ÖBA’da!
TYMM, hazırlanışındaki katılım eksikliği, pilot uygulamaların olmayışı; Türkiye gibi çok kültürlü bir sosyolojik yapıyı, ‘Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’ nesillerden, ‘Aklıselim, kalbiselim ve zevkiselim’ özelliklere sahip muhafazakâr nesiller yetiştirmeyi hedefleyen bir rotaya sokmayı hedefliyor ve bu hedefin gerçekleştirilmesi için de öğretmenleri işe koşuyor. Genelge, ÖBA üzerinden erişime sunulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretmen Eğitimi Paketleri'nin, il ve ilçe millî eğitim müdürlükleri ile eğitim kurumu müdürlüklerince öğretmenlere etkin biçimde tanıtılması, gerekli bilgilendirme çalışmalarının yürütülmesi ve öğretmenlerin görev yaptıkları eğitim kademesi ve alanlarına göre hazırlanan ilgili eğitim paketinde yer alan tüm modülleri tamamlamalarının sağlanmasını istiyor.
TYMM’nin öğretimsel içeriklerini tartışmaksınız, sadece bu ideolojik yönü bile öğretmenlere dayatma gibi geldiği için öğretmenlerin büyük çoğunluğu tarafından içselleştirilmedi. Bu nedenle de MEB, yüz yüze verdiği hizmet içi eğitimleri bu sefer de ÖBA üzerinden vermek istiyor.
Kendim de Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitimcisi olarak, bu konudaki sürecin doğru yürütülmediğini, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, eğitim kamuoyundaki olumsuz imajı nedeni ve ideolojik dayatmaları nedeniyle yüz yüze verilen eğitimlerin de verimli geçmediğini, ÖBA üzerinden yapılacak eğitimlerin de verimli geçmeyeceğini öngörüyoruz.
Öğretmenlere sınıfta telefon yasağı!
MEB’in, 2026/70 Sayılı Genelgesiyle öğrencilerin dijital imkânlardan doğru bir şekilde yararlanmasına yönelik rehberlik çalışmalarına ağırlık verilmesi, dijital bağımlılığa neden olan etkenlere karşı farkındalıklarının artırılması; sınıf içinde cep telefonu bulundurmamalarına yönelik uygulamaya devam edilmesi kuşkusuz önemlidir. Ancak yoklamaların yapılması, acil durumlarda velilerin aranması, öğretmenin acil durumlar nedeniyle aranması, zaman zaman ödev kontrolü gibi
durumlarda cep telefonunun kullanılması gerekli olabilir.
MEB, her konuda olduğu gibi cep telefonu kullanımı konusunda da öğretmenlere güvenmemekte, yasaklayarak konuyu düzenleyeceğini düşünmektedir. Bu bakış açısı öğretmeni nesneleştiren, değersizleştiren bir bakış açısıdır.
ÖSYM’den 2026 AGS puan hesaplama hatası!
ÖSYM, 2026 Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı puanlarının hesaplanma aşamasında, 80 soruluk AGS Testindeki 6 alt testin soru ağırlıklarında 2025'e ait ağırlıkların dikkate alındığının tespit edildiğini bildirdi. Ölçme, Seçme ve
Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca (ÖSYM) yapılan açıklamada;
"26 Temmuz 2026 tarihinde uygulanan 2026-MEB-AGS sınav puanı hesaplanma aşamasında, 80 sorudan oluşan AGS Testinde yer alan 6 alt testin soru ağırlıklarında 2025 yılına ait ağırlıkların dikkate alındığı tespit edilmiştir. Adayların AGS Testinde toplam 80 soru üzerinden elde ettiği toplam doğru ve yanlış sayılarında herhangi bir hata bulunmamaktadır. Puan hesaplama işlemleri, 2026 yılına ait alt testlere göre soru ağırlıkları dikkate alınarak güncellenecek, sonuç açıklama belgeleri gün içerisinde Sonuç Açıklama Sistemi üzerinden adayların erişimine açılacaktır." bilgisine yer verildi.
Daha önce soru sızdırılması iddialarıyla gündeme gelen ÖSYM’nin, puan hesaplama hatasını da deneyimlemesi, kuruma olan güvenin zedelenmesine neden olacaktır:
MEB AGS verileri açıklandı
Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı (MEB-AGS) verilerine göre toplam 368 bin 355 öğretmen adayı sınava katıldı.
Aday dağılımı şu şekilde;
-Okul Öncesi: 60.869
-Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB): 50.401
-Rehberlik (PDR): 23.212
-Türk Dili ve Edebiyatı: 20.282
-Türkçe: 17.031
-İlköğretim Matematik: 16.794
-Sınıf Öğretmenliği: 14.911
-İngilizce: 13.899
-Fen Bilgisi: 13.341
-Tarih: 12.639
-Sosyal Bilgiler: 12.575
-Özel Eğitim: 6.508
-Biyoloji: 3.776
-Arapça: 1.444
Eğitim Bir Sen’den, öğretmenlere önlük düzenlemesi ile ilgili tuhaf açıklama!
Milli Eğitim Bakanlığının 2026/70 Sayılı Genelgeyle gündeme getirdiği öğretmene önlük uygulaması konusunda Eğitim Bir Sen, düzenlemeyle varılmak istenen hedefin, sivil itaatsizlik eylem kararıyla çelişen bir yönü bulunmadığını ifade etti.
Açıklama şöyle;
“Eğitim-Bir-Sen olarak yıllardır özgürlüklerin yanında, baskı ve dayatmaların karşısında duruyor; kamu çalışanlarının, milletimizin değerleri ve genel kabul gören anlayışlar doğrultusunda benimsedikleri kıyafet tercihleri nedeniyle ayrımcılığa maruz bırakılmaması için mücadelemizi sürdürüyoruz.
Eğitim çalışanlarının milletimizin değerlerini, mesleğin saygınlığını, toplumsal kabul ve hassasiyetleri gözeterek kıyafetlerini özgürce seçebilmelerini savunuyoruz. 2013 yılında başlattığımız bugün de sürdürdüğümüz sivil itaatsizlik eylemimizin özü ve amacı da budur.
Biz, bu meseleyi “önlük taraftarlığı” veya “önlük karşıtlığı” gibi sığ bir zemin üzerinde tartışmayı doğru bulmuyoruz.
Kamuda bazı mesleklere özgü kıyafet uygulamalarının (hâkim, avukat, doktor vb.) bulunduğu da dikkate alındığında, Bakanlığın önlük düzenlemesinde herhangi bir art niyet aranmasını doğru bulmuyoruz. Düzenlemeyle varılmak istenen hedefin, bugün de devam eden sivil itaatsizlik eylem kararımızla çelişen bir yönü bulunmadığını değerlendiriyoruz. Çözümün adresi Kamu Personeli Danışma Kuruludur. Bakanlığın önlük uygulamasını istismar ederek gerilim üretmek isteyenlere fırsat verilmemeli, konu KPDK’da sosyal taraflarla birlikte ele alınmalı, milletimizin değerlerini ve beklentilerini, mesleki sorumlulukları ve çalışanların özgürlüğünü gözeten kalıcı bir düzenleme bütün kamu görevlilerini kapsayacak şekilde hayata geçirilmelidir.”
Eğitim Bir Sen üyeleri sanırım serbest kıyafet üzerine önlük giyecekler!