Herkese selamlar, sevgiler,
Korona virüsü sayesinde büyük bir belirsizliğin içine düştük. Bir daha ne zaman özgürce evimizden dışarı çıkacağız, birbirimizi göreceğiz, hayata karışacağız; belli değil.
Bu öyle bir zaman ki her işimizi kendi başımıza evde görür olduk. Dışarıda yemekler, kurslar, buluşmalar, toplantılar, koşturmalar bitti. Evde ailecek her öğün aynı masa etrafında yemek yiyebilmeye başladık, her şey evde pişer oldu, sohbetler arttı, bir yere yetişme derdi kalmadı. Durduk. Yaşam durdu.
Dünyada inanılmaz bir trajedi yaşanıyor. Adeta evren, rayından çıkmış bir şeyleri düzeltmek istercesine hepimize ayar çekiyor. Bu ayarlama ne kadar sürecek bilinmez. Ancak insanlık olarak doğru adımları atmadığımız sürece pek geçecek gibi görünmüyor. Virüsün öyle bir yayılım stratejisi var ki çocuklar dışında herkesi tehdit ediyor. Sanki dünyada masum kalmış tek kitle olan çocuklara dokunmuyor, ancak diğerlerine bir ders vermek istiyor. Zengin, fakir, siyah, beyaz, Amerikalı, Çinli tanımıyor. Herkese eşit muamele yapıyor!
Yaşamın durduğu bu günler bir taraftan trajik olaylara şahit olurken bir taraftan da durup kendimizde ne gibi düzeltmeler yapabiliriz, buna bakma fırsatımız doğdu. İnsanın kendisi ile çalışması zaman ve odak ister. Korona virüsü, eğer size bulaşmadıysa, size kendinizle baş başa kalabileceğiniz mükemmel bir alan açtı.
Ben bu fırsatı nasıl değerlendiriyorum, anlatayım.
Öncelikle ailecek sirkadiyen ritmimize göre yaşamaya başladık. Sabah saat kurmadan, vücudumuz uyandığında uyanıyoruz. Ben erkenciyimdir, herkesten evvel uyanıyorum. Güne başlamadan ilk iş uzun bir yürüyüş yapıyorum. Tabi ki kimseye yaklaşmadan, mesafeyi koruyarak. Güne en sevdiğim başlama şekli! Yegane meditasyon vaktim. Ardından kahvaltıyı hazırlıyorum. Saat 11 gibi kahvaltı yapıyoruz. Yıllardır ailecek yapmadığımız bir aktivite, zira hafta sonları da dahil her gün sabahtan başlayan aktivitelerimiz var. Kahvaltıda birbirimizle yeniden tanışıyoruz :) Örneğin bu sabah bizimkilere yaptığım yemekleri ne kadar beğenip beğenmediklerini sordum. Sonra da günün menüsünü birlikte planladık. Ne büyük rahatlık!
Kahvaltının ardından öğlen yemeği hazırlıklarına başlıyorum. Menüler sebze-meyve ağırlıklı şekle döndü. Sebzeyi ve meyveyi genelde yeriz ancak bu virüs bağışıklık sistemin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kafamıza vura vura anlattı. Sevgili Doktor Ayşegül Çoruhlu’nun youtube videolarını bir kez daha izledim. Sonuç açık: Bağışıklığı kuvvetlendirmenin yolu; iyi uyku, sebze-meyve ağırlıklı beslenme ve egzersizden geçiyor. Dolayısıyla sofrada meyve-sebze oranını epey arttırdım. Herkes memnun. Mideler rahatladı.
Saat 17:00 gibi öğlen yemeğini yiyoruz. Sonra koçluk görüşmelerime başlıyorum. Koçluklarımın çoğunu zaten görüntülü telefon görüşmesi vasıtasıyla yapıyordum. Virüs sayesinde hepsi bu şekle döndü. Gayet verimli oluyor. Yazılarımı yazıyorum, gelecek ay başlayacağım işin hazırlıklarını yapıyorum.
Öğlen yemeğini saat 17:00’de yiyince bir sonraki günkü kahvaltıya kadar acıkmıyorum. Böylece gece rahatlamış bir mideyle yatağa gittiğimden deliksiz bir uyku çekiyorum. Yatmadan evvel eşimle güzel bir film veya dizi izliyoruz. Bu da uzun zamandır yapamadığımız bir şeydi. Ne zamandır izleyecek bir sürü film ve dizi biriktirmiştik. Şimdi her gece birini izliyoruz. Ertesi sabaha yetişecek bir yerimiz olmadığı için kaygısızca, tadını çıkararak izliyoruz. Hatta izlerken durdurup yorum yapıyoruz, sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz. Nasılsa vakit bol :)
Tüm bunlar olup biterken tahmin edersiniz ki kendimle baş başa kaldığım epey zaman oluyor. Ve kendime soruyorum:
“Hazır yaşam durmuşken düşün. Yaşamda senin için değerli şeyler nedir? Yaşam tekrar normale dönünce bunların hangisinin yaşamında altını daha çok çizmek istiyorsun?“
Cevabım net: İyi uyku, iyi beslenme, egzersiz ve sevdiklerimle olabildiğince fazla vakit geçirmek. 2019’da bunlar yaşamımda yok denecek kadar azdı. Dolayısıyla kendimi iyi hissetmediğim bir seneydi. 2020’de bu konudaki farkındalığım artmıştı ancak koşturma içerisinde bunları günlük rutinimin içine yerleştirmekte zorlanıyordum. Şimdi yaşam durmuşken bunları nasıl yapabileceğimi görmeye başladım. Yaşam tekrar başladığında rutinimde iyi uyku, iyi beslenme, egzersiz ve sevdiklerimi her daim önceliklendirmeye devam edeceğim. Korona günlerinden bana kalan bu oldu.
Evrenin düzeltmesi bitince sen kendinde neyi düzelteceksin?
“Değişim ne zaman gerekli? sorusuna verilecek en güzel yanıt şudur: Gerekli hale gelmeden.” Claus Moller
Sağlıkla kalın,