Mademki düşünüyorum, öyleyse yaşıyorum.
***
Mademki yaşıyorum, o halde düşüncelerimle yaşamın hakkını vermeliyim.
***
Bilgi ve yeteneklerimin karışımından olan yaşam sürecimi, dikkat süzgecinden geçirerek, bu yolculuktaki sürprizlere, mânialara takılıp düşüncelerimi tüketmemeliyim.
Eğer sürekli olarak, dünümden bahsediyorsam, ben; bu gün hiçbir şey yapmamışımdır.
***
Başarısızlık:
Başaramamak değildir.
İnsanın kendine olan özgüvensizliğimden başarabileceğine inanmamasıdır. Bu da hep dünde kalmak ve dünde ki başarısızlıklarıyla avunması, kendi kendini aldatmasıdır.
***
İnsan yaşamı küçük küçük şeylerle başlar. Deneyimlerini; bilgi ve beceriyle harmanlayarak, yaşamında bir yerler oluşturur. Bu yaşamın ortalarında vasat bir yerdir.
Bundan sonra bilgi, beceri ve deneyimlerinden oluşan yaşamını, dikkatle takip ederek bu güne kadar bir şeyler yapabilmişse; yaşamı hak etmiştir. Dünde kalmakla ısrar ediliyorsa dün’ü alışkanlık haline gelir ki; bu alışkanlıklarından kopması, yaşamını yeniden gözden geçirmesi hemen hemen mümkün olmaz. Çünkü bu tarz yaşamaya alışmıştır.
***
Yıllar önce görevli olarak Ankara ya gitmiştim. İlk defa gidiyordum. O zamanlar adı ETLİK olan semteydi otogar. O akşam otogara yakın bir otelde konaklamıştım. Otel üç yıldızlı iyi bir oteldi.
Daha sonraki gidişlerimde – istisnalar dışında – hep o otelde kaldım. Oysa yaptığım işlerin tamamı bakanlıklardaydı.
Ve Ulus’ta, Kızılay’da beş yıldızlı otellerde de kaldım. Gerçekten çok güzel otellerdi. Kendimi bu otellerde, gayet rahat ve çok değişik, debdebeli bir ortamda bulmuştum.
Ama her şeyine alıştığım, ısındığım o Etilerdeki mütevazı otelin tadını hiçbir yerde bulamamıştım.
Neden?
O otele alışmıştım. İlk göz ağrımdı…
***
Kendimizi bu güne, yaşadığımız an’a alıştırmayalım. Eğer kendimizi yaşadığımız ana alıştırırsak; YAŞAMIMIZA YAZIK EDERİZ.
Yaşamamıza yazık etmek istenmiyorsa; bir gün sonraya daha değişik, daha dikkatli bir hamleyle yapabilir miyim acaba değil, yapacağım azmiyle başlamaktır.
***
Bunu yapamadıysak dikkat süzgecinden geçirdiğimiz düşüncelerimiz; bizi yağı bitmiş kandil gibi yarı yolda koyar ki…
Mademki düşünüyorum, o halde yaşıyorum diyebilir miyiz?...