İslamiyet’in doğduğu yıllarda borç para alımları, tüketim amacına yönelikti. Bir kişi üretim için değil tüketim ihtiyaçlarını gidermek maksadıyla, ileride elde edeceği gelirle karşılamak üzere borç edinirdi. Bunun için dinimizde faiz haram kılınmıştır.
Ancak zamanla kredi yoluna başvurma üretime dayanmıştır. Diğer taraftan milli para biriminin değer kaybetmesi faizin işler hale gelmesini doğurmuştur.
Hatta Diyanet İşleri Başkanlığı, müteahhitlerin yaptıkları binaların genelde taksitle satıldığı için burada ödenen faizlerin mubah olduğu konusunda fetva vermiştir.
Faizin bir yerde mubah bir yerde haram olduğu düşünülemez.
***
Bugün milli paramızın saat saat, hatta dakika dakika değer kaybetmesi faizin gerekliliğini göstermektedir. Okuduğum-okuttuğum ekonomi kanunları içerisinde para politikası konusunda ülkemizde uygulanan faiz politikası diye bir şey görmedim.
Enflasyon, diğer bir deyimle mal ve hizmet fiyatlarının artışıdır. Mademki fiyat artışlarının sebebi faizdir. Merkez bankası faizi düşürdüğü halde neden mal ve hizmet fiyatları artıyor. Hani “faiz sebep, enflasyon netice” idi. Fiyat artışları, enflasyon değil mi? Güya bu sistemde üretim, istihdam artacak. Hani nerede?
***
Bir ay önce bu sütunda siz okuyucularıma sunduğum BÜTÇE yazımda ülkenin maddi yönden soyulacağından bahsetmiştim. Maalesef mallarımız yabancılar tarafından ucuz görülüp alınmakla değerlerimiz soyulmaya devam ediyor.
***
Faiz indirimleri devam ettikçe enflasyon düşmeyecek, artacaktır. Ekonomide yeri olmayan bu sistem devam ettikçe korkarım enflasyon 3 rakamlı seviyeye gelecektir.
Hiper enflasyondan söz edilmeye başlandı bile.
Er geç bugün uygulanmakta olan faiz politikasından vaz geçilecektir. Aksi halde dar gelirlilerin işi çok zora girecektir.
***
Ekonomi, önemli bir bilim dalıdır. İddia ile ısrarla yürütülemez.
Ulu Önder Atatürk’ün imkansızlıklar karşısında ülkeyi kalkındırması hatta plan sonucu kalkınmada dünyada birinci etmesi; parası demonatizasyona uğramış bir para karşısında Alman ekonomist Dr. Chat’ın başarıları hep ekonomi kurallarına uymakla olmuştur.
***
“Su akacak mecrasını” bulur diye bir deyim var. Bakalım!