Fazlalık: Modern Zaman Zehri

‘’Az’’ çoğu zaman küçümsenir. ‘’Fazla’’ ise güçlü görünür.
Oysa hayatın terazisi fazla olana değil, dengede kalana çalışır.
Fazla uyumak tembelliğe,
Fazla konuşmak kırmaya,
Fazla gülmek ciddiyetsizliğe,
Fazla yemek hastalığa, kiloya,
Fazla sevmek ise çoğu zaman kendini unutmaya dönüşür.
İnsan sandığının aksine eksikten değil, fazladan yorulur.
Çünkü fazlalık taşırır.
Bir bardak su susuzluğu giderir; aynı suyun fazlası boğar.
Bir doz ilgi ilişkiyi büyütür; fazlası boğucu olur.
Bir miktar hırs başarı getirir; fazlası insanı kibirle yalnızlaştırır.
Denge, görünmeyen bir zarafettir. Bağırmaz, gösteriş yapmaz ama hayatı ayakta tutar.
Doğa bile bunu bilir. Mevsimler dengede döner. Kalp dengede atar. Gece ve gündüz birbirine yer açar.
Fazla güneş kurutur. Fazla yağmur çürütür.
İnsanın en büyük sınavı da budur aslında: Kendini taşırmadan sevebilmek. Hırsını karakterine zarar vermeden taşıyabilmek. Mutlu olurken bile ölçüyü kaçırmamak.
Çünkü fazlası zehirdir.
Sevginin fazlası bağımlılık, özgürlüğün fazlası savrulma, fedakârlığın fazlası kendinden vazgeçmektir.
Denge ise özgürlüktür.
Dengede kalan insan ne kendini kaybeder ne karşısındakini boğar.
Ne susarak birikir, ne konuşarak taşar. Ne eksik kalır, ne taşırır.
Asıl ustalık hayatta ‘’çok’’ olmak değil, ‘’kararında’’ kalabilmektir.
Çünkü hayat bir yarış değil, bir ayar meselesidir.
Ve en büyük olgunluk şudur: Ne fazla gülmek, ne fazla sumak…
Ne fazla sevmek, ne kendini eksiltmek…
Sadece dengede kalmak.