SALLABAŞINI AL MAAŞINI
Emlak Vergilerinin Maliye kuruluşlarınca tahsil edildiği dönemdi; henüz belediyelere devredilmemişti. Gaziantep’te “Suburcu Vergi Dairesi” özellikle Emlak Vergileri ile uğraşan bir vergi dairesiydi.
xxx
Suburcu Vergi Dairesi Müdürlüğünden 16,08.1973 tarih ve 1972/463 takip numaralı bir ödeme emri almıştım.
Bu ödeme emrinde, yasal olarak, borcumun yoksa belgesini götürmem, ödenmemişse ödemem ve mal bildiriminde bulunmam isteniyor; aksi halde hapisle cezalandırılacağım bildiriliyordu.
Ödemem istenen meblağ 1,- TL (Bir Türk Lirası) idi.
xxx
Bazı memur ve amirlerimiz nedense mevzuatı takip etmez, ya da mevzuatı bilir ama kraldan fazla kral taraftarı olduğu için görmezlikten gelirler. Bu davranışları sonucu gülünç duruma düştüklerinden bile bihaberlerdir.
Maliye Bakanlığı, tahsili için sarf edilecek zaman ve harcamanın tahsil edilecek meblağdan çok olması durumunda, bu gibi amme alacaklarının terkininin (silinmesini-kaldırılmasını) yapılmasını ister ve teşkilatına bildirir.
Hala hatıra olsun diye sakladığım bizim 1,- TL talep edilen ödeme emrine dönelim.
Bir adet A4 kâğıt, bir büyük sarı zarf harcanmış; 7,- TL posta pulu zarfa yapıştırılmış; harcanan emek de cabası.
xxx
Mal bildirimi dilekçemi götürüp elimle ilgiliye verdim.
O günlerde Suburcu Vergi Dairesi Müdür Yardımcısı, okulumuzdan hariçten sınava girerek Ticaret Lisesi mezunu olmuş biriydi.
Müdür yardımcısı beni tanırdı. Dilekçeyi okuyunca, borç miktarını sordu. Bir lira olduğunu söylediğimde aldığım cevaba hayret ettim. Bana ödememi söylemişti.
Bu meblağın terkine tabi bir borç olduğunu dairenin başı sayılabilecek zat bile bilmiyordu.
Kendisine, ödemeyeceğimi, icra takibini devam etmelerini söyleyip çıktım.
Müdür yardımcısı sonra beni aradı. Kendisine, terkinle ilgili bir şeyler söyledim. Mevzuat ve genelgelerin öneminden söz ettim.
Ne diyeceksiniz; sallabaşını, al maaşını!
xxx
Gaziantep Vergi Mahkemesi Başkanı Mithat Postoğlu’nu ziyarete gitmiştim. Postoğlu 1965 yılından beri arkadaşımdır. Şimdi Yeminli Mali Müşavir olarak çalışmaktadır.
Kapıyı vurup içeri girdim. Bir iki kişi ile sohbet ettiğini görünce çıkmak istemiştim. Postoğlu’nun “Hocam yabancı yok gel” demesi üzerine girip, sohbete dâhil olmuştum.
Postoğlu’nun tanıştırdığı kişilerden biri Gelirler Genel Müdür Yardımcısıydı. Görevle Gaziantep’e gelmişti.
Lojman binaları için tip planın, arsalar nazara alınmadan, her yere uygulanmasının yanlış olduğu sohbetin konusuydu.
Bir ara Gelirler Genel Müdür Yardımcısı:
“Siz onu bırakın. Benim odam binanın üçüncü katında. Evrak kayıt birinci kattadır. Evrak kayıttan bana gelmesi gereken yazı 15-20 günde ancak ulaşabiliyor” demekle yanlışların ne kadar çok olduğunu belirtmek istemişti.
O an kendimi zor tutmuştum. “Bre müdürüm; siz oranın amiri durumundasınız; evrak kayıtla ilgili memurun kulağını çekip, neden evrak bu kadar geç geliyor bana” diyemiyor musunuz, demek istemiştim.
Ne diyeceksin, sallabaşını al maaşını!