GAZİANTEP VE TRAFİK

Gaziantep’in en önemli sorunu trafiktir.

            Her hafta 400 civarında motorlu taşıt tescil edilerek trafiğe çıkarken, yollarda bir değişiklik, pek tabii ki olmuyor.

            Bu gidişle bir-iki sene sonra araba ile şehir içinde dolaşmak imkânsız hale gelecektir.

            xxx

            Bugün yayalar, çok yerde kaldırımdan inerek yoluna devam etmek zorunda kalıyor; çünkü kaldırımlara park etmiş arabalar, yayaların kaldırımlarda yürümesine izin vermiyorlar.

            xxx

            Trafikte, park sorunu çığ gibi büyümekte, özellikle ileriki yıllarda içinden çıkılamayacak duruma gelecektir.           

            Siz değerli okuyucularıma şu örneği vermek isterim:

            Şimdi hala yürürlükte olup olmadığını bilmiyorum; araştırmadım da. 1970-80’li yıllarda mesken inşaatı için ruhsat alınırken belediye, ruhsat sahibine yasa gereği iki öneriden birini tercih etmesini önerirdi.

             Ruhsat sahibi, binanın durumuna göre ya gerekli sayıda garaj yapacak; ya da garaj başına 25.000,- TL’nı, o günlerde mevcut olan, Emlak Kredi Bankasında bloke bir hesaba yatıracaktı.

            Belediyeler, bloke edilen parayı cari harcamalar için kullanamayacak, bu paralarla şehrin muhtelif yerlerine oto parklar yapacaktı. Bu yasa gereğiydi.

            Ne yazık ki, toplanan bu paralar, ilgili yasaya aykırı olarak cari harcamalarda kullanılmış ve ilerisi hiç düşünülmemiştir.

            Ker konuda olduğu gibi, günü kurtarmak düşüncesiyle hareket edilmiş ve bu günkü duruma gelinmiştir.

            xxx

            Nedense, bizleri yönetenler ileriyi düşünmeden yatırım yapıyor, çalışmaları günü kurtarmak şeklinde oluyor.

            Sizlere Rahmetlik babamın anlattığı bir olayı anlatayım:

            Kunduracılar Çarşısı şimdiki gibi değilmiş. Çok daha dar, bir yüklü devenin, geçerken yükünün duvarlara sürttüğü olurmuş.

            Bugünkü hale getirilirken yer yerinden oynamış; “Burada cirit mi oynanacak” gibi laflar edilmiş, olay günlerce konuşulmuş.

            xxx

            Herhalde geri kalmışlığın özelliklerinden olsa gerek bu günü kurtarmak. Neye baksanız hiç ilerisi düşünülmüyor; hep günü kurtarmak oluyor çabamız.

            xxx

            Yazıya bir Hoca fıkrası ile son verelim:

            Şehrin amiri silah taşımayı yasaklamış. Kötü rastlantı, Hoca medreseye giderken kocaman silahıyla yakalanmış.

            Subaşı Hoca’nın cübbesinin altından silahı çıkarırken sormuş:

            -Bu ne bu Hoca?

            -Ben, demiş Hoca, bununla kitaplardaki, defterlerdeki yanlışları kazırım.

            Subaşı:

            -İlahi Hoca, benim bildiğim, yanlışlar çakı ile kazınır. Hiç bu koca silahla yazılar kazınır mı? diye sorunca:

            -Sorma ağam, demiş Hoca, bazen öyle yanlışlar oluyor ki, bu bile az geliyor.