Geri bildirim üzerine kapanış cümlelerim

Sevgili Okurlar,

Geri bildirim ile ilgili yazı dizimizin sonuna geldik. Şahsen bu konuyu derinlemesine inceleyip anladığım için çok mutluyum. Zira bu konu hakkında her kafadan bir ses çıkıyor. Geri bildirim verilmeli mi verilmemeli mi, iyice netleşti.

Harvard Business Review’ın Mart-Nisan 2019 sayısındaki bilimsel araştırmalar sonucu yazılmış makalenin vardığı sonucu özetleyecek olursak günümüzdeki geri bildirim mekanizması tam bir yanlışlar silsilesi. Ebeveynler, yöneticiler ve bunlar gibi, insanlara yön veren konumda olan herkes çocuklarına veya ekiplerinde çalışanlara ağız dolusu geri bildirim vermekle meşguller. Lütfen vermeyin. Çünkü işe yaramıyor.

Sebebi insan beyninin nörolojik yapısında saklı. Şöyle ki;

Dünyadaki her birey doğduğunda birçok değerle birlikte doğuyor. Örneğin sevgi, çalışkanlık, saygınlık, analitik yetkinlik, dürüstlük, sportiflik, güven, estetik uyum, vb. Karakter özelliklerimizle ve çevremizden aldığımız etkilerle bu değerlerden bazılarını diğerlerine nazaran daha da parlatıyoruz, altını çiziyoruz, üzerinde çalışıyoruz. Bu üzerinde çalıştığımız değerlerimiz bizim yaşamdaki kuvvetli yönlerimize dönüşüyor. Kuvvetli yönlerimiz konfor alanımız. Kendimizi iyi hissettiğimiz yer. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki güçlü alanlarımızla ilgili olumlu yorumlar aldığımızda beynimiz “yaratıcı” moda geçiyor ve harikalar yaratabiliyor. Yani güçlü alanlarımız vasıtasıyla kendi mükemmelimize ulaşabilmemiz gayet mümkün. Ancak güçlü olmayan, gölgede kalmış alanlarımızla ilgili olumsuz yorumlar aldığımızda bunun beyindeki etkisi, beynin savunma mekanizmasının ivedilikle devreye girmesi ve yaratıcı bölümleri tamamen kapatması yönünde oluyor. Yani siz birine, ona yardım etmek ve mükemmel performansa ulaşmasını sağlamak için yaptığı yanlışları listeleyip nasıl düzeltmesi gerektiği konusunda “geri bildirim” verdiğinizde karşıdaki kişinin beyni taarruza geçiyor ve öğrenmeye kapanıyor. Dolayısıyla yanlışları düzeltmek üzerine kurulan geri bildirimler tam bir felaketle sonuçlanıyor.

Olumlu geri bildirim de işe yaramıyor. Zira az önce yukarıda bahsettiğim gibi, her birimizin mükemmeli bireysel, kendine. Çünkü değerlerimiz ve kuvvetli yönlerimiz birbirinden farklı. Dolayısıyla sizin “mükemmel” diye niteleyip pozitif şekilde karşınızdakine vereceğiniz geri bildirim, geri bildirimi verdiğiniz kişide büyük ihtimalle çok büyük bir etki yaratmayacak. Zira vereceğimiz geri bildirim bizim penceremizden ve subjektif olacak. İnsan doğasının ve beyninin objektif geri bildirim verebilme yetisi yok.

Uzun lafın kısası, geri bildirim, olumlu veya olumsuz, karşınızdaki kişinin taş çatlasa “ortalama performansa” erişmesini sağlayacaktır. Mükemmele ulaşması konusunda katkı sağlamayacaktır.

Etrafınızdakileri mükemmel performansa ulaştırmanın yolu, onlara koçluk yapmaktan geçiyor. Koçlukta birine öneride bulunmak, öğretmek, zorlamak, olumsuzu konuşmak, vb kavramlar yoktur. Koçlukta pozitif psikoloji ve öğrenme vardır. Söz konusu makaleyi ve koçluk disiplinini göz önüne aldığımızda, karşınızdaki kişiyi mükemmel performansına eriştirmenin yolu şuradan geçiyor:

1. Öncelikle karşınızdaki kişiye herhangi bir şey öğretmekten vazgeçin. Kişinin kendi yolunu bulabilecek yetkinlikte olduğu fikrini içselleştirin. Kişiye sadece rehberlik, yoldaşlık edin.

2. Kişinin değerlerini tespit edin. Bu yaşamda var olma sebebi nedir? Yaşamda yaptıklarını ne uğruna yapıyor?

3. Bu değerler içinde kişi hangilerini parlatmış? Güçlü yönleri nedir? Bunları tespit edin.

4. Bu güçlü yönlerini kullanarak sergilediği mükemmel performans noktalarını tespit edin. Ettiğiniz anda kişi ile, bu mükemmel performansın sizde yarattığı pozitif duyguları paylaşın.

5. Kişi zora girdiğinde opsiyonları neler? Bunlara odaklanın. Geçmişte benzeri sorunların üstesinden nasıl geldiğini sorun? Bugünkü sorunu çözmek için geçmişten feyz alabilir mi? Kişinin bu konuda düşünmesini sağlayın.

Yani anlayacağınız, kişilere herhangi birşey öğretmek durumunda değilsiniz. Sadece yanlarında olun, yoldaş olun, farkındalıklarını arttırın, yeter. Her birey kendi yolunu bulmaya muktedirdir. Buna can-ı gönülden inanın.

“Hayat oyunu, iyi bir ele sahip olmaktan çok kötü bir eli iyi oynnamaktır.” H. T. Leslie

Sağlıcakla,