GÖÇ VEREN ŞEHİR…

Gaziantep artık tercih edilmiyor.

Gaziantep artık gelenin değil, gidenin fazla olduğu bir şehir…

Geçen yıl aldığı göçten fazla Gaziantep’ten ayrılan olmuş. 2018’de 23 bin kişi göç alan Gaziantep’i, 62 bin kişi ise terk etmiş.

Bir zamanların cazibe merkezi Gaziantep, en fazla göç veren şehirler arasında yerini almış.

**

Bir insan neden yaşadığı yeri terk eder?

Orada artık yaşama şansının kalmadığı, kendisine yer olmadığı düşüncesine kapılırsa, mücadele edemiyorsa bir çözümdür, terk etmek…

15 Mart 2011’de başlayan Suriye iç savaşında 8 yılı geride bırakmışız.

“Ensar şehir” martavalları ile 8 yılda şehirde yaşayan her beş kişiden biri Suriyeli olmuş.

Resmi rakamlara göre 425 bin Suriyeli misafir..!

Satılık, kiralık konut fiyatları İstanbul ile yarışır halde.

İş bulmak, eve ekmek götürmek aslanın ağzında.

Baklava şehrinde insanlar baklavayı satıcıların vitrinlerinde görebiliyor…

**

Adımız gastronomi şehri;  Ancak 4 kişi restorana gitmek istediğinizde, yanı başınızdaki Adana veya  Hatay’a gitseniz, yol parası dahil daha az hesap ödeyeceğiniz bir şehir halini aldı Gaziantep.

Akşamları dışarıya çıkmaya cesaret edemediğiniz bir şehir oldu Gaziantep.

Türkçe bilmeyen Suriyeli çocuk ile kendi çocuğunu aynı sınıfta okutup, daha sonra batıdaki çocuklarla yarışa sokan, bununla da övünen eğitimcilerin olduğu bir şehir oldu Gaziantep.

Yıllardır yazıyorum; Tek değeri ticaret olan şehrin kaderi bu.

**

Peki, hiç mi iyi bir şey yok Gaziantep’te?

Olmaz olur mu?

Bakın gazetelere, sosyal medyaya, billboardlara…

En başarılı belediye başkanları bizde…

Gelmiş geçmiş en iyi vali bizde…

Hele bir Bakanımız var, şehirle yatıp şehirle kalkıyor…

Sanayicilerimiz destanlar yazıyor…

Her sene bastırıyoruz parayı, en kaliteli takımı kuruyoruz şampiyon olamasak da.

Her gelen ziyaretçi, Gaziantep’e hayran kalıyor…

Her gelen, şehrimizi yönetenlere övgüler düzüyor…

**

Nasıl mı oluyor?

Baştaki tablo ile sonraki durum uyuşmuyor mu?

Tezat mı diyorsunuz?

Bunu, sorgulamayanlara, övgü düzenlere sormak lazım;

Ama vardır onların da bir bildikleri…