GÖREV TAMAMLANMIŞTIR!

Anlaşılan görevimizin son etabına gelmiş bulunmaktayız.

***

Suriye’nin ister asi lideri, ister cani lideri diyerek her ne sıfatı yakıştırırsak, yakıştıralım; adam aynen dünyaya nanik yapıyor, dalgasını geçiyor.

***

Arkasını süper güçler dayamış; hani derler ya, vur diyen mi, vuran mı? Tam o hesap

***

Biz de kalkmışız; (SUK) la, neymiş bu SUK’ un açılımı; SURİYE ULUSAL KONSEYİYMİŞ. Bu konsey üyeleriyle yaptığımız görüşme sonrası; BEŞAR ESAD’ın talebi halinde bundan sonraki yaşamını sürdürebileceği ÜLKE’Yİ bulabileceğimizi açıklıyoruz.  

***

Adam bu ülkeyi yani Türkiye’yi tanıyor mu? Takıyor mu?  Suriye Ulusal Konseyiymiş, siz neci oluyorsunuz demiyor mu?

Olaylar başladığından bu yana dostluk mesajları vererek bütün telkin ve tekliflerimizi elinin tersiyle iterek “ESKİ ÇAMLAR BARDAK OLDU, ARKADAŞ” demiyor mu?

***

Böyle bir teklifin – bana göre – Esad’ı daha fazla öfkelendireceği, daha fazla inada bindireceğidir.

Ama böyle bir teklif sırtını dayadığı “süper” güçlerden birisin de gelse; itirazsız kabul edecektir. Etmek mecburiyetindedir. Çünkü eli mahkûmdur.

Bu süper güçler Esad’ın şu anda ki durumunun ne olduğunu bilmiyorlar mı? Hiçbir ülkenin bilmediği kadar biliyorlar.

O halde bu güçler neden böyle bir girişimde bulunmadıklarının cevabını bulmamız gerekiyor.

Rusya, Çin hatta İngiltere neyi bekliyorlar, Esad’ı yola getirmek, yeter yaptıkların demek için.

Dediklerinde de:

İtiraz edecek olsa; o zaman adama “biz sözümüzden çıkasın diye mi dünya milletlerini karşımıza aldık, itiraz istemiyoruz.”

Derler!

***

Esad’ın zulmünden kaçan, o zulümden kaçtıkları için de bağrımıza bastığımız “din kardeşlerimizin” “geçici iskân” olarak kendilerine tahsis ettiğimiz bizim topraklarımızı sahiplenmeye kalmaları… Bu insanlardan ne han, ne de hamam olacağının bir kanıtı değil mi?