‘’Başına bir şey gelirse bana söyle… Çünkü birlikte gülüp, yalnız ağlamamız adil değil sevgilim.’’ İşte bu, sevmenin en zarif tanımıdır.
Birlikte kahkaha atmak kolaydır. Güneşli günlerde herkes yanımızda durur, iyiyken herkes iyi davranır, yüzümüz gülerken herkes bize yaklaşır. Ama mesele kış geldiğinde, içimiz üşüdüğünde, kalbimizin düğümleri sıkıştığında kim yanımızda kalıyor, kim elini uzatıyor… Asıl orada belli olur sevmenin ahlakı.
Gerçek ilişki sadece mutluluğun ortaklığı değil, yükün de adaletidir. Gülüşleri paylaşmak kadar, gözyaşlarını saklamadan anlatabilme cesaretidir. Çünkü sevgi, ‘’iyiyim’’ oyununa mecbur bırakan bir sahne değil; ‘’kötüysem de gel, birlikte toparlanırız’’ diyebileceğin bir sığınaktır.
Birinin içini acıtan bir şey olduğunda sessizce geri çekilmesi, kendi derdini gizlemesi, ‘’seni yormayayım’’ diye susması, çoğu zaman fedakârlık değil yalnızlıktır. İnsan sevilince güçlü olmaz sadece; sevilince yükü bölünebilir hale gelir. Ve yük bölününce insan derin bir nefes alır.
Aşk; iki kişilik bir takım oyunuysa, ağrı da paylaşılmalıdır, korku da, acı da. Birlikte gülüyorsak, birlikte iyileşeceğiz.
Senin gözyaşın benim habersizliğimde akıyorsa, o ilişki zaten bir tarafı eksik bir ilişkidir.
Birinin derdini bilmek yük değil, güvendir.
Anlatabilmek ise zayıflık değil, bağdır.
Ve bazen bir ilişkide en büyük adalet, mutluluğu çoğaltırken acıyı bölüşmektir.
Çünkü sevgilim, sen yalnız ağlıyorsan, biz birlikte değiliz demektir