HALEP, ÇORBA VE PARK

Geçen hafta Gaziantep Büyükşehir ve Şahinbey Belediyeleri’nin protokol imza törenleri için Halep’e gittik.

Halep’te yapılması planlanan parklar, ülke ve şehir kamuoyunda yoğun tepki aldı. Doğal olarak biz gazetecilere de ne düşündüğümüz soruluyor. İşimiz de bu; gördüklerimizi objektif bir şekilde değerlendirmek, kamuoyuna yansıtmak. Algı için değil, bilgilendirmek için çalışıyoruz. Halep’i de objektif bir şekilde anlatmak gerekiyor sizlere.

Günübirlik Halep ziyaretimizi üç açıdan değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

1. Organizasyon

Büyükşehir Belediyesi’nin son dönemdeki en kötü organizasyonlardan birine şahit oldum. “Hadi onları da götürelim” diye otobüslere doldurulan gazeteciler ve STK temsilcileri Halep’i gezdi, döndü. Habercilik görevimizi yerine getirmemiz için bizlere herhangi bir bilgilendirme, yönlendirme yapan olmadığı gibi Halep sokaklarında başıboş bırakıldık diyebilirim.

Bizle ilgilenmesi gerekenlerin, protokol ve yaygın basın temsilcileri peşinde koşmaktan bize sıra gelmedi sanırım. Yeri gelmişken kurumların basın birimlerine bir kere daha hatırlatalım; yaygın basın sizi bir proje için, şehrinizdeki gazeteler ise her gün, her projede yazıyor. Özellikle dijital dünyada görünürlüğünüzü şehrinizdeki basın mensuplarına borçlusunuz.

Bizle ilgilenen olmayınca, haber yapmak için takip etmemiz gereken protokolü uzaktan izlemeye çalıştık. Çünkü biz yapılan projeleri görmek için girerken, protokol çoktan gezmiş ve çıkıyor oluyordu. Programı yapanlar kızmasınlar. Ama organizasyon sınıfta kaldı.

2. Halep’in durumu

Protokolü takip edemeyince, kendi başımıza Halep’i gezme, oradaki insanlarla konuşma fırsatımız oldu. Ne yazık ki gezdiğimiz Tel-Rıfat, Halep ve çevresi içler acısı durumda. Savaşın ülkeleri nasıl geriye götürdüğünü bir kez daha gördük. Hala etkisinden kurtulamadığımız deprem yıkıcı bir doğal afet. Ama insan afeti diyebileceğimiz savaşın depremden bile acımasız ve yıkıcı olduğunu Suriye sokakları gösteriyor bizlere. Evler yıkılmış, yollar bozulmuş. Elektrikler kısıtlı veriliyor, su tankerlerle getiriliyor.

Gezdiğimiz yerlerde üretim yok. Ciddi hijyen sorunu olduğunu görüyorsunuz. İnsanlar çalışamadıklarını, gelecek yardımlara muhtaç olduklarını dile getirdiler. Bu şartlarda Suriye’de yaşamak mümkün değil. Orada yaşayan insanları gördüğünüzde içiniz acıyor, insanlığınızdan utanıyorsunuz. Suriye’nin yeniden inşası için en az 20 yıl gerekiyor. Ama bölgede yaşanan kaos ortamı bu süreyi daha da uzatacak gibi görünüyor. Ve en önemlisi Suriye’nin bunu tek başına gerçekleştirmesi pek mümkün görünmüyor.

3. Halep’te gerçekleştirilecek projeler

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Şahinbey Belediyesi’nin araç hibeleri ve park protokollerini, Halep’in o durumunu gördükten sonra eleştirmek pek mümkün değil. Oradaki insanların yardıma ihtiyaçları var ve tek başına ayağa kalkmaları mümkün değil. Suriye’de hayatın yeniden canlanması için yardım gerekiyor.

Ancak 15 yıllık süreçte Türkiye üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Ülkemiz Suriye’nin bütün yükünü çekebilecek durumda değil. Diğer ülkelerin de Suriye’ye yardım elini uzatması sağlanmalı. Asıl çalışma bu yönde yapılmalı.

Ayrıca Suriye’nin kalkınması ile ilgili yardım projelerinin devlet tarafından yürütülmesi gerekmez mi? Gaziantep için tahsis edilmiş bütçe ve kaynakların bir başka ülke için kullanılması ne kadar doğru olur? Belediyelerimizin Suriye yardımlarına bu nedenle yoğun tepki geldi. Haksız da değiller.

Gaziantep, 15 yıl boyunca çok yük çekti. Suriye’ye yardım yapılacaksa, bütün şehirler elini taşın altına koymalı. Belediye başkanları da eleştirileri bu yönden değerlendirmelidir.

Üstelik muhalif belediyeler öğrencilere çorba dağıttığı için soruşturma geçirirken, siz o gün sessiz kalırsanız, bugün sınır ötesine yapılacak parkı, ensarlık sözleri ile savunamazsınız.