İLK DEĞİL

            Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili polislerimizin öğrencilere davranışları ilk değildir. Daha önce buna benzerlerini çok gördük.

            ***

            Yıl 1958. Yedek subaylığımı teğmen olarak İstanbul 66. Tümen, 30. Piyade Alayı’nda yapmaktayım. Bulunduğum 3. Bölük “Hazır Kıta” olarak tayin edildi ve Harbiye Binasına taşındık.

            Neden Hazır Kıta ihtiyacı duyulmuştu?

            Herhangi bir ayaklanma, olay karşısında amacımız onu bastırmaktı.

            ***

            Günlük yaşantımız şöyleydi:

            Sabah sporundan sonra kahvaltı ve eğitim. Eğitimi Ordu Komutanlığının bulunduğu Harbiye Binasının arkasındaki boş alanda yapardık. Eğitimin ana bölümünü araca binmek ve inmek teşkil ederi.

            Bu çalışmalarımız bitince verilecek görevi yerine getirebilmek için kazır olarak beklerdik.

            Bir gün, bir Tümgeneral geldi. İstanbul Üniversitesi Profesörlerinden bir aylık cezası biten Prof. Hüseyin Naili Kubalı’nın üniversiteye döndüğünü, öğrencilerin alkışlarla karşıladığını söyledi.

            Tümgeneral “üniversiteyi kuşatacaksınız; öğrencilerden aşırı hareketler olursa havaya ateş edeceksiniz; yatıştırma sağlanmadığında ayaklarına, devamı halinde bedenlerine ateş edeceksiniz” emrini verdi.

Bölük komutanımız bu emir karşısında paşaya “Paşam, bu emri bize yazılı olarak vermenizi arz ederim” dedi.

            Bu cevaba Tuğgeneral “Bana sözlü emir verdiler” deyince şu karara varılmıştı (Günün şartlarına göre):

            Erlere birer bağ mermi verilecek, bu mermiler sol kütüğün en sondaki bölümüne konacak, piyade tüfeklerinde mermi olmayacak ve silahın emniyeti kapalı olacak.

            ***

            Cemselere bin emri verdik ve Harbiye’den Beyazıt’taki İstanbul Üniversitesinin etrafını çevirdik.

            Okul bitince askere gittiğimden Kadırga Talebe Yurdundaki arkadaşlarımı görüp sohbet ediyorduk. Öğleye kadar bir olay olmadı, karavanamızı getirdiler; sokak aralarında yedik. Öğleden sonra da olay olmayınca başka emirleri beklemek üzere Harbiye’deki koğuşumuza döndük.

            ***

            Prof. Hüseyin Nail Kubalı, Marmara Üniversitesinin nüvesi olan İstanbul Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulunda bizim Anayasa Hukuku dersimize gelmişti. İlk geldiği gün kendisini ayakta alkışlamıştık. Kürsüye çıktı eli ile oturmamızı ve alkışı kesmemizi sağladıktan sonra ilk sözü şu olmuştu: “Gençler, genç yaşta elinizi alkışa alıştırmayınız.”

            Bu söz benim yaşam boyunca düsturum olmuştur.

 

                                                                                       Orhan YALKIN