13. Yüzyılda ülkeleri gezen tüccarların taşıdığı bilgilendirme amaçlı notlar, zamanının önemli iletişim araçlarından birisiydi. “Haber Mektupları” adı verilen bu notlar, gazetelerin ilk adımlarını oluşturmuştur.
Haber mektupları, aynı zamanda mutlakiyetçi hükümdarların İLK SANSÜR uyguladığı yazılı iletişim aracıdır.
**
Haber Mektupları’ndan bu yana, iktidarı elinde tutanlar halkın bilgi alışını kontrol altında tutmaya çalışırken, nedense hep sansüre başvurmuştur.
Sonuçta ise tirajı yükselen hep Fısıltı Gazetesi olmuştur.
Ne yazık ki tarihten hiç ders almıyoruz insanoğlu olarak.
Haber Mektupları, gazeteler, televizyonlar, son olarak da sosyal medya…
Şimdi “Sosyal medyada yalan ve yanlış haberleri nasıl önleriz?” tartışmalarını izliyoruz.
**
Yalan, yanlış haber diyorlar. Ama asıl amaçlanan şeyi herkes çok net biliyor;
İstemediğimiz haberlerin yayılmasını nasıl engelleriz?
Cevap çok net;
ENGELLEYEMEZSİNİZ…
Haber Mektupları’ndan bu yana, hiçbir iktidar bunu engelleyememiş.
Her sansür adımlarında daha da güçlendirmişler fısıltı gazetelerini.
**
İstemediğiniz haberlerin yayılmasını engelleyemezsiniz. Ama yalan, yanlış haberleri engellemek ise elinizde…
Formülü son derece basit; açık ve şeffaf bir yönetim tarzını belirleyeceksiniz, halkı bilgilendireceksiniz.
İcraatlarınızla ilgili vatandaş kolaylıkla bilgi sahibi olacak ki, o yalan haberlerin karşısında sizin için durabilsin.
Somali’ye neden 30 milyon dolar hibe gönderildi?
Sel felaketinde kaç tane kayıp vatandaşımız var?
İlk siz açıklarsanız, ilk bilgileri siz koyarsanız ortaya;
Sizin deyiminizle karanlık odakların söylemlerinin, yalanlarının da önüne geçersiniz.
Başta, bilgi sahibi olan halkınız dikilir bu haberlerin karşısında. Emin olun size yapacak bir şey kalmaz.
**
Şehirlerin tarihlerine bakın; en başarılı valiler, emniyet müdürleri, belediye başkanları, yerel basınla işbirliği içerisine girip, halkını doğru şekilde bilgilendirenler olmuştur.
“Devlet sırrı, bu hassas bir konu” bahanelerine sığınarak, bilgi vermekten kaçınanlar ise çok daha fazla dedikodu ile uğraşmaktan işini doğru dürüst yapamaz hale gelmiştir.
Formül basit dedik. Ama bir o kadar da zor tabii…
Açık ve şeffaf olmak, kafanın arkasında başka hesaplar olmamasını gerektirir.
Kendi iraden ile aldığın kararların arkasında durmayı gerektir.
İcraatlarını açık yüreklilikle izah etmeyi gerektirir.
En önemlisi, vatandaşın ilk icraatınızda, ilk konuşmanızda fark edip, notunuzu vereceği;
SAMİMİYET’i gerektirir.
**
O nedenle bırakın sosyal medyaya sansür çabalarını, bırakın fısıltı gazetesine tiraj kazandıracak yalanlama yanlışlarını.
Kendinizle değil, halkla, basınla iyi ilişkiler kuran iletişim birimlerini oluşturun kurumlarınızda.
Halkınızı bilgilendirmekten korkmayın.
Bu halk, samimi gördüğü yöneticisinin yanlışında bile yanında olarak, o yanlışı düzeltme şansını vermiştir, merak etmeyin…