IMF, TÜRKİYE’NİN 2026 BÜYÜME TAHMİNİNİ DÜŞÜRDÜ

Küresel ekonomide artan belirsizlikler, enerji fiyatlarındaki sert yükseliş ve jeopolitik risklerin yoğunlaşması, uluslararası kuruluşların büyüme beklentilerini aşağı yönlü revize etmesine neden olurken, bu dalgadan Türkiye ekonomisi de nasibini aldı.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Nisan 2026 tarihli Dünya Ekonomik Görünüm Raporu, Türkiye için daha önce çizilen görece iyimser tabloyu önemli ölçüde değiştirdi. IMF, Türkiye’nin 2026 yılı büyüme tahminini aşağı yönlü güncelleyerek ekonomik aktivitede beklenenden daha zayıf bir seyre işaret etti.

YÜKSELİŞTEN GERİYE: 4,2’DEN 3,4’E

Aslında tablo birkaç ay öncesine kadar oldukça farklıydı. IMF, Ocak 2026 güncellemesinde Türkiye ekonomisinin 2026 yılında %4,2 büyüyeceğini öngörüyordu. Ancak Nisan ayında yayımlanan yeni raporla birlikte bu tahmin %3,4’e çekildi. Bu, yaklaşık 0,8 puanlık ciddi bir aşağı yönlü revizyon anlamına geliyor.

Bu revizyon sadece teknik bir güncelleme değil; aynı zamanda Türkiye ekonomisinin kısa vadeli dinamiklerinde bir yavaşlama beklendiğinin güçlü bir göstergesi olarak okunuyor. IMF’nin aynı raporda 2027 büyüme tahminini de %4,1’den %3,5’e düşürmesi, bu yavaşlamanın geçici değil, orta vadeye yayılabilecek bir eğilim olduğunu ortaya koyuyor.

ZAYIFLAYAN MOMENTUM VE 2025 ETKİSİ

IMF’nin büyüme tahminini düşürmesinin temel nedenlerinden biri, 2025 yılına ilişkin gerçekleşmelerin beklentilerin altında kalması oldu. Kurum, daha önce Türkiye’nin 2025’te %4,1 büyüyeceğini öngörürken, gerçekleşmenin %3,6 seviyesinde kaldığını vurguladı.

Bu durum, ekonomik aktivitenin beklenenden daha erken yavaşladığını ve 2026 yılına daha düşük bir ivmeyle girildiğini gösteriyor. Ekonomide “baz etkisi” olarak adlandırılan bu durum, bir sonraki yılın büyüme performansını doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla 2026 tahminindeki aşağı yönlü revizyon, yalnızca o yıla ilişkin beklentilerle değil, önceki yılın performansıyla da yakından ilişkili.

ENERJİ FİYATLARI: TÜRKİYE’NİN ZAYIF NOKTASI

IMF raporunda en dikkat çekici unsurlardan biri, enerji fiyatlarının büyüme üzerindeki baskısı oldu. Özellikle Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler ve petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması, enerji ithalatçısı ülkeler için ciddi bir maliyet baskısı oluşturuyor.

Türkiye ekonomisi, yapısal olarak enerji ithalatına bağımlı bir yapıya sahip. Bu nedenle petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış hem cari açığı büyütüyor hem de üretim maliyetlerini artırarak büyümeyi sınırlıyor. IMF’nin Türkiye için büyüme tahminini düşürmesinde bu faktör belirleyici unsurların başında geliyor.

ENFLASYON VE CARİ AÇIK DENGESİ

Büyüme tahminindeki aşağı yönlü revizyon, makroekonomik dengelerdeki kırılganlıklarla da yakından bağlantılı. IMF, Türkiye’de enflasyonun 2026 yılında ortalama %28,6 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyor.

Her ne kadar bu oran geçmiş yıllara kıyasla düşüş eğilimine işaret etse de hâlâ yüksek seviyelerde seyreden enflasyon, iç talebi sınırlayan ve yatırım kararlarını zorlaştıran bir unsur olmaya devam ediyor.

Bunun yanı sıra cari açık tahminleri de yukarı yönlü revize edildi. IMF, Türkiye’nin cari açığının 2026 yılında GSYH’nin %2,8’i seviyesinde olacağını öngörüyor. Bu oran, daha önceki tahminlerin oldukça üzerinde.

Cari açığın yüksek seyretmesi, dış finansman ihtiyacını artırarak ekonomik kırılganlıkları derinleştiriyor. Bu da büyüme üzerinde dolaylı bir baskı oluşturuyor.

KÜRESEL DALGA: SADECE TÜRKİYE DEĞİL

Türkiye’ye yönelik bu revizyon, aslında daha geniş bir küresel eğilimin parçası. IMF, gelişmekte olan ülkelerin 2026 büyüme tahminini de %4,2’den %3,9’a düşürdü.

Bu durum, özellikle enerji fiyatlarına duyarlı ve dış finansmana bağımlı ekonomilerin benzer risklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Küresel ölçekte artan belirsizlikler, yatırım iştahını azaltırken, ticaret hacmini de sınırlıyor.

Dolayısıyla Türkiye’nin yaşadığı büyüme tahmini revizyonu, sadece ülke içi dinamiklerle açıklanamayacak kadar geniş bir küresel bağlama oturuyor.

ORTA VADELİ RİSKLER VE POLİTİKA ALANI

IMF’nin raporunda dikkat çeken bir diğer unsur ise politika yapıcılar için artan zorluklar. Yüksek enflasyonla mücadele ederken büyümeyi desteklemek, aynı zamanda mali disiplini korumak, giderek daha karmaşık bir denge gerektiriyor.

Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi durumunda, kamu maliyesi üzerinde baskı artabilir. IMF bu noktada, geniş kapsamlı sübvansiyonlar yerine daha hedefli desteklerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Türkiye açısından bakıldığında ise para politikasında sıkı duruşun sürdürülmesi, enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve yapısal reformların hızlandırılması, büyümenin yeniden ivme kazanması açısından kritik önem taşıyor.

SONUÇ: TEMKİNLİ BİR DÖNEM

IMF’nin Türkiye için 2026 büyüme tahminini düşürmesi, ekonomide sert bir kriz beklentisinden ziyade “temkinli bir yavaşlama” senaryosuna işaret ediyor. Ancak bu durum, risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Enerji fiyatları, küresel jeopolitik gelişmeler, enflasyonla mücadele süreci ve dış finansman koşulları, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemdeki performansını belirleyecek temel faktörler olacak.

Özetle, Türkiye ekonomisi 2026 yılına daha düşük ama hâlâ pozitif bir büyüme patikasıyla girerken, bu büyümenin sürdürülebilirliği büyük ölçüde küresel gelişmelere ve iç politika tercihlerine bağlı olacak. IMF’nin son revizyonu ise bu sürecin kolay olmayacağını açıkça ortaya koyuyor.

Kaynak: Euronews