İNANCINLA MI YÜRÜMEK
İNANMAYANLARLA MI YÜRÜMEK
Her seçiş bir vazgeçiştir diyor Sartre,
Seçişlerimiz de olmuştur, vazgeçişlerimizde.
**
Değer mi değmez mi bilinmez.
İnançlı yürümenin kıyısında, sana inanmayanları bir kenara itmek,
Yada seninle yürümedikleri için onlardan ayrılmak, inanca örnek midir bilinmez.
**
Ne için kimlerden ya da nelerden vazgeçtim bilmiyorum
Vazgeçtim mi onu da bilmiyorum.
Bir şey seçtim mi onu da bilmiyorum.
**
Bir seçimim var, hissediyorum onu.
Seçimimden yargılanıp dışlanmanın benim vazgeçişim olmasını yadırgıyorum.
**
Hür yaşam alanı ile hür fikir ilanı arasındaki uçurum,
Uçurumun kıyısında kararla yürümek ya da aşağıya düşmek.
Yürüyeceğimi düşünürken ve yürürken, aşağıya yuvarlanacağıma inananlar arasındaki çelişkim
Ve onlarla benim aramdaki inanç ayrılığı.
Çıkılmıyor içinden onca düşünce ve eylemlere rağmen.
**
Seçtiğimin, seçtiği miyim onu da bilmiyorum.
Vazgeçişi miyim onu da bilmiyorum.
Onca emek verip seçiş olmak isterken, vazgeçiş olduğunu anladığında çektiğin sancılar.
Nerede ve ne zaman sonlandıracağımı bilmediğim seçiş-vazgeçiş ikilemleriyle yüklü bir yaşam.
Seçişe de vazgeçişe de sadece “Merhaba” diyen serzeniş.
**
Kafam karışık, bakıyorum aniden Che’nin sözü çınlıyor kulaklarımda.
Kazandığın kaybettiğine değsin diyor o da.
Kaybettim mi kazandım mı bilmiyorum
Ne kaybettim, ne kazandım onu da bilmiyorum.
**
Hiçbir şeyin farkında değilim.
Kayıp var eminim ondan, kazanç ne peki …
Bilinmez,
Ben mi kazandım, başka bir şeylere kazanç mı oldum.
Yoksa ben mi kaybettim, beni mi kaybettiler onu da bilmiyorum.
**
Kayıp nedir peki, inanmayan insanların yaşamından çekilmesi mi?
Amaca ulaşmak isterken sırtından çekip bırakmayanlara “hayır” diyebilme mi kayıp?
“Evet” dediğinde yitirdiğin inançların kazanç mı sayılacak?
İnanmayanlardan uzaklaşmak mı kayıp, inançlarından uzaklaşmak mı yoksa?
Kayıp hangisidir,
Neden tercih yapmak zorunda bırakılmışsındır?
**
Kendi doğruların için yürüdüğün yol,
Neden yanlış bir yol olarak görülür.
Neden bir hesaba çekilirsin ki.
Yaşam senin, yol senin karar senin.
Doğru bildiğin yola gitmek omzuna niye bir yük gibi oturtulur ki.
“Evet sizinle geliyorum”
“Hayır sizinle gelmiyorum”
İkisi de karardır.
Ben inançlarıma uyanı seçiyorum,
İnananı yanımda görmek istiyorum.
İnanmayanın inandığı yolda başarılarını ümit ediyorum.
**
Aniden Stalin’in sözüyle irkiliyorum:
“Parça bütünle çelişirse, bütün parçayı tecrit eder”
**
Kendime geliyorum…
**
İnançlarımla beraber bütünün içinde miyim?
Bütünden koptum tecritte miyim?
Eğer parçayı seçtiysem, parça ile ben bütün mü olacağım,
Yoksa parça da mı beni tecrit edecek onu da bilmiyorum?
Ben bütün isem parçayı tecrit ettiysem
O zaman niye yarım kaldım?
**
Bulacağım tüm bunların cevabını,
Ne mi lazım?
Zaman, azıcık zaman…