İnsan İlişkilerinde Tek Soru

Hayatta birçok şey standarttır.
Sabahın gelişi, akşamın gidişi, faturalar, sorumluluklar, yorgunluklar…
Zaten yeterince otomatik akan bir düzenin içindeyiz.
İşte tam da bu yüzden, hayatımıza giren insanlar sıradan bir detay değildir.
Biri hayatına girdiğinde arkadaş, sevgili ya da sadece zamanını işgal eden biri olarak sorulması gereken tek bir soru vardır: Standartlarım artıyor mu, yoksa geriye mi gidiyor?
Bu soru, insan ilişkilerinin en mantıklı sorusudur. Gerisi ayrıntıdır.
İnsanlarla birlikteyken daha net mi düşünüyorsun, yoksa daha çok mu bulanıklaşıyorsun?
Daha güçlü mü hissediyorsun, yoksa sürekli kendini açıklamak zorunda mı kalıyorsun?
Hayatın sadeleşiyor mu, yoksa gereksiz karmaşalarla mı doluyor?
İnsan, değerini düşüren ilişkilerde zamanla bunu ‘’alışkanlık’’ sanır. Oysa alışkanlık değildir; sessiz bir standart kaybıdır.
Kimse seni aşağı çektiği için ‘’kötü’’ olmak zorunda değildir. Ama seni ileri taşımıyorsa, orada durmanın mantıklı bir açıklaması da yoktur.
İnsan ilişkileri bir yarış değil. Ama her ilişki bir yön belirler.
Ya ileriye…
Ya da yavaş yavaş geriye…
Ve insan, kendi hayatında geriye giden bir yönü seçmek zorunda değildir.
Standartlarını korumak kibir değildir. Bu, hayata gösterilen bir saygıdır. Kendine gösterilen bir sadakattir.
Gerisi gerçekten ayrıntı.
Standart düşüren ilişki, fark edilmeden kararan bir cam gibidir; dışarı hala aynı görünür ama içerisi gün ışığını kaybeder.
Yanında kendini küçülterek sığabildiğin hiçbir ilişki, senin ölçün değildir.