Şeyh Edebali adına dillerde dolaşan bu dua, belki de yüzyıllardır söylenmiş en kısa ama en derin temennilerden biridir. Çünkü insanın hayatındaki en büyük talih de en büyük imtihan da yine insandır.
Yol bazen taşlıdır, bazen yokuş… Geçer gider. Yokluk da geçer, varlık da. Ama bir insanın kalbinde açtığı yara kolay kapanmaz; bir insanın gönlünde bıraktığı iz ise yıllar geçse de silinmez. Bu yüzden eskiler, “malına değil, rast geldiğin insana bak” der gibi yaşarmış hayatı.
Bugün modern dünyanın bütün hızına rağmen en büyük yalnızlığımız, “insan eksikliği” değil mi? Kalabalıkların içinde birbirine değmeden yaşayan milyonlar… Aynı masada oturup başka ekranlara bakan aileler… Birbirini duymayan dostluklar… Oysa insan dediğin; yük hafifleten, sesiyle içini ferahlatan, varlığıyla insana “yalnız değilim” dedirten kişidir.
Hayatta herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Kariyerler, unvanlar, başarı hikâyeleri… Fakat dönüp geriye baktığımızda aklımızda kalanlar çoğu zaman makamlar değil, insanlar oluyor. Zor günümüzde omzumuza dokunan biri… Hiç beklemediğimiz anda iyi gelen bir söz… Sessizce yanımızda duran bir dost…
Belki de bu yüzden “insana rast gelesin” duası, aslında bütün iyi dileklerin özeti gibidir. Çünkü iyi insan; huzurdur, merhamettir, emniyettir. Kötü insan ise insanın ömründen ömür eksiltir.
Bir çocuğun hayatını bir öğretmen değiştirebilir. Bir cümle, bir gencin yönünü belirleyebilir. Bir tebessüm, karanlık bir günü aydınlatabilir. İnsan, insanın kaderine dokunur. Bu yüzden kime rast geldiğimiz kadar, kimin karşısına nasıl bir insan olarak çıktığımız da önemlidir.
Belki bugün hepimizin kendine sorması gereken soru şudur:
Biz, başkalarının duasında yer alacak bir insan mıyız?
Çünkü güzel insan olmak; çok konuşmakla değil, güven vermekle ilgilidir. Bilmekle değil, hissettirmekle… Güçlü görünmekle değil, bir başkasının yükünü taşıyabilmekle…
Hayat uzun görünür ama insan ömrü, birkaç iyi insanla güzelleşen kısa bir yolculuktur. Ve insan bazen yıllarca aradığı huzuru bir çift samimi gözde bulur.
O yüzden bütün duaların en sade, en derin olanını yeniden hatırlayalım:
İnsana rast gelesin…
İyi insana…