İskender Pala ve Türkülerdeki Erotizm

Şöyle buyurmuş son dönemlerin moda “Muhafazakâr Yazarı”, kendinden emin bir şekilde; “Türkülerdeki erotizmin kadını aşağılamasından rahatsızım. Kadınları, alınır-satılır bir meta olarak gören türkülerimiz var. Düğmelerin dar geldiğini falan anlatan türküler var. Bir taksiye binseniz, taksi şoförü bu şarkıyı açsa rahatsız olmaz mısınız? Ben toplumda bazı şeylerin normalleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Neşet Ertaş'ın türkülerinde de erotizm vardır. Bir tenhada can cananı bulunca..." diye başladığınızda istediğiniz sahneyi üretebilirsiniz. Erotizmin nezih ve zarafete bindirilmiş kısmı başımla beraber, ondan heyecan duyarım, lezzet alırım. Ama kadınları aşağılayan türküleri artık radyolarımızdan çalıp söylemeyelim."

Yukarıdaki zihniyet; kadını ciğer, erkeği kedi; kadını ateş, erkeği barut; kadını kuyruksallayan, erkeği de buna kanan; kadını cinsel obje, erkeği tek amacı cinsellik olan varlık olarak gören bir zihniyettir.

Ortaçağ zihniyeti!

Halen, insanların içgüdülerine göre hareket ettiğini düşünen, halk kültüründen nasibini almamış, halk kültüründeki kadın-erkek ilişkilerini anlayamamış, halk kültürünün sadeliğini kavrayamamış, halk kültüründeki cinselliğin, doğallığının ayırdına varamamış, cinselliğin, insanın en önemli doğal ihtiyaçlarından biri olduğunu bilemeyen ve etkisinde kaldığı düşünce gereği, cinselliğin bastırılması gereken bir olgu olduğunu düşünen ve buna göre fikir üreten bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Bu fikri üretenin, çok okunan bir yazar olması sonucu değiştirmiyor.

Zihniyetler aynı!

Ekonomiye, siyasete, yasama-yürütme ve yargıya, orduya, polise, velhasıl akla ne gelirse, her şeye hakimler.

Tepeden tırnağa her şeye hakimler ya, her şeyi kendileri belirlemeliler.

Buna halkın kültürü de dâhil.

Halkın kültürüne de hakim olacaklarını sanıyorlar.

Bu hakimiyetin verdiği özgüvenle, artık dinlediğimiz türkülere de karışmaya başladılar.

Bunu da, kitapları çok satan İskender Pala aracılığıyla yapıyorlar.

İskender Pala, bu konuda söz söylerse, genel kabul göreceğini sanıyorlar.

Halk kültürünü yargılamak, ne haddine İskender Pala’nın?

Her şeyi ötekileştirip, kamplaştırıp, bu kamplaşmadan bir sonuç çıkaracaklarını sanıyorlar.

Ama yanılıyorlar!

Sormak gerekiyor!

-Sayın Pala, bu halk dinleyeceği türküleri size mi soracak?

-Bu halk yüzyıllardır dinlediği türküleri Osmanlı padişahlarına mı sordu?

-Sizin gibi saray aydınlarına mı sordu, oynayacağı halk oyunlarını?

-Öykülerini, destanlarını, ağıtlarını egemenlerden icazet alarak mı bu günlere taşıdı?

Hem siz ne adına, kim adına konuşabiliyorsunuz Neşet Ertaş hakkında, türkülerimiz hakkında?

Kendi adınıza konuşuyorsanız, kalibreniz yetmez Neşet Ertaş hakkında konuşmaya.

“Takipçisi” olduğunuz siyasal anlayış adına konuşuyorsanız da, halt etmişsiniz.

Neden mi?

Çünkü siz ve sizin anlayışınız bu ülkenin topraklarına yabancı da ondan.

Çünkü siz ve sizin anlayışınız, bu ülkenin insanlarını “Çöl Bedevilerinin”  günlük yaşayışına kültürüne uydurmaya çalışıyor da, ondan.

Halt etmişsiniz, çünkü günlük yaşayışınızı bilmem ama kadın, aşk, sevgi ve kadın hakları konusunda, kalem oynatmış biri yazar olarak, sanata ve sanatçıya karşı, hele hele Neşet Ertaş’a karşı daha saygılı olmanız gerekirdi.

Yoksa egemen kültüre olan diyet borcunuzu mu ödüyorsunuz.

Hani “ordudan atılmış mağdur bir yazar” kimliğinizin, sizin bu gün geldiğiniz konuma, yazar olma kimliğinizden daha baskın olduğunu düşünerek mi bu abuk sözleri söylediniz?

Neyse, bunları geçelim.

Ben, sizin erotizm anlayışınızı sorgulamayacağım.

Sizin sorguladığınız, halk türkülerindeki erotizm anlayışını sorgulamanızın da haddiniz olmadığını yazmakla yetineceğim.

Hatta daha da ileri giderek, halk türkülerindeki erotizmin, olması gerekenden az olduğunu, bu durumun da halkın aklının, sadece sizin erotizm diye nitelendirdiğiniz alanda olmadığını bilmenizin önemli olduğunu düşünüyorum.

Ve bu vesileyle de Karac’oğlan’dan birkaç dizeyi, başta siz İskender Pala olmak üzere türkülerdeki erotizm arayanların dikkatine sunmak istiyorum;

“Ala gözlerini sevdiğim dilber/Göster cemalini görmeye geldim/Şeftalini derde derman dediler/ Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim./Senin işin yiyip içmek dediler/Yaren ile konup göçmek dediler/ Göğsün cennet koynun uçmak dediler/ Hak nasip ederse görmeye geldim.

 Karac'oğlan der ki işin doğrusu/ Gökte melek yerde huma yavrusu/ Söyleyim ben sana sözün doğrusu/ Soyunup koynuna girmeye geldim.