İSTİKBAL

Meşhur fıkradır

"Okulda çocuğa politika konulu kompozisyon ödevi verilir. Çocuk da babasına sorar:

- Politika nedir?

Baba ne cevap vereceğini bilemez. Başlar sallamaya:

- Yavrum, anlatacaklarımı iyi dinle. Ben evin geçimini sağlamak için çalışıyorum para kazanıyorum. Yani ben kapitalistim. Annen, kazandığım parayı harcayıp evi idare ediyor, yani hükümet. Hizmetçimiz ev işlerini yapıyor, yani işçi. Sen halksın. Kundaktaki kardeşin de istikbal. Kompozisyon ödevini buna göre yaz! Anlaştık mı?

Çocuk, 'anladım' der, sabah ödevini yazmak üzere uykuya çekilir. Gece tuvalete kalkar ve beşikteki kardeşinin ağladığını duyar. Hizmetçiye haber vermek için odasına gider, babasıyla hizmetçi yatakta sarmaş dolaş. Annesine seslenir, ama annesi horul horul uyumaktadır.                                                                       

 Çocuk hemen masasına geçip ödevini yazmaya koyulur:

Politikanın ne olduğu çok açık:

Kapitalist işçiyi götürüyor, hükümet uyuyor, halkı duyan yok, istikbal bok içinde…                    

"Aslında fıkra bu, anlamak isteyen için sonrasında bir şey söylemeye gerek yok. Ülke gerçeğimizin, tanımını bulduğu, güleriz ağlanacak halimizin malumu olan  bir fıkra.                                                                                                                                     

Ne olmuş ülkeye bakalım; Sağır sultan duydu, yedi düvel duydu. Velhasıl duymayan kalmadı aslında. Bir tek duymazlıktan gelen, malum adreste memleketin merkezinde oturanlar. Duymazlıktan gelenin ki kesinde, duyup da duymazlıktan gelenlerin de umarım vardır bir hesabı.                                                                                                            

Hesabı olması gerekenlere bakalım…

Tarlasını sürmek için traktörünü hacizden kurtarabilmişse, mazot, gübre, tohum alacak parası veya kredisi de varsa birinci aşamayı geçen çiftçinin şimdi tohum ekme zamanı. Peki bütün bunları aşıp, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin ithal getirdiği, çiftçinin maliyetinin altında malum birilerine verdiği buğday ve diğer bakliyat için duyup duymazlıktan gelenlerin umarım vardır bir hesabı.                                                

   İş, aş, umut peşinde belki de varını yoğunu verip eğitim alanlar, umutsuzlar kervanına dahil olurken çifter çifter maaş alanları duyup duymazlıktan gelenlerin umarım vardır bir hesabı.                                                                                                                            

Asgari ücretle hasbelkader bulduğu işten Dolarla almadığı ücreti, zorunlu giderlerine bile yetmeyen ücretlinin, duyup duymazlıktan gelenlerin umarım vardır bir hesabı.                  

Kasap et derdinde koyun can derdinde olur da Allah’ın verdiği aklı, halini düşünmek yerine, biatın emrine verenlerin, duyup duymazlıktan gelenlerin umarım vardır veremeyecekleri bir hesabı.                                                                                                   

Sosyal Devletin sağlamaya mecbur olduğu temel hak ve hürriyetleri gasp edilen, bunları dile getirenlere karşıda duyarsız davrananların da duyup duymazlıktan gelenlerin de umarım vardır bir hesabı.                                                                                                   

Hazineyi tam takır kuru bakıra çeviren, pişkin pişkin savunan anlayışın, yaratılan algı ile aşağılanan halen uyuyan zavallıların uyanacakları, duyup duymazlıktan gelmeyecekleri günler için umarım vardır bir hesapları.                                                                        

İstikbalden vazgeçtim, onun bu gidişle hali b.. içinde de, bu gün b..tan kurtulmanın duyup duymazlıktan gelecek zamanı değil.

Değişim mi?  Önce halinden kurtulmak için demokratik hakkının kullanımı için feryat edenlerle birlikte olmayı öğren, sonrası kolay.