İyi olmak ile iyiyi oldurmak arasındaki fark

Değerli Okurlar,

Yılın son haftasına geldik. 2020 gibi tarihe bütün olağandışılığıyla geçmiş, ömrümüz boyunca hatırlayacağımız bir yılı kapatıyoruz. Kapatıyoruz kapatmasına ama 2020’nin etkileri bundan sonraki yaşamımızı kuşkusuz ki kalıcı şekilde etkileyecek.

Yılın bu son haftasında  “iyilik” konusunda derinleşmek istiyorum.

İnsanların çoğu kendisini  “iyi insan” olarak niteler. Yaptıklarını iyi niyetle yaptığını söyler. Ancak mesele iyiliği oldurmaya, yaymaya, paylaşmaya gelince çekimser kalır.

Sanırım konforunu bozmak istemediğinden. Veya korkularından.

2021’de dünyadaki her birey içindeki “iyi”liğin, fazla değil, %1’ini bulunduğu, etki edebildiği ortama yaysa, iyiliği oldurmaya çalışsa dünya nasıl bir yere dönüşür acaba? Gerçekten merak ediyorum.

Kendimden örnek verecek olursam, iyiliği oldurmaya, yaymaya çalıştığım pek çok örnek var yaşamımda. Kimse bakmıyorken bile doğru olanı yapmak önemlidir mesela benim için. Yani etik davranış. Dolayısıyla çalıştığım her kurumda ilk yaptığım şey, etik altyapıyı kurmak, ilgili prosedürleri oluşturmak ve bunları kurumun günlük iş akışına yerleştirmektir.

“Etik davranıştan yöneticim sorumlu, beni ilgilendirmez” deyip geçmem, geçemem.

Eğitim ve bilgi, yaşamda değer verdiğim bir diğer konu. Çocuklarımın iyi eğitim alması için elimden geleni yaparken ev işlerine yardıma gelen kadının çocuğunun da okul masraflarına imkanlarımız ölçüsünde her daim katkı sağlarım.

Paylaşılmayan iyiliğin iyilik olduğunu sanmıyorum. Yani iyiliğin ancak paylaşıldığı zaman vücut bulduğunu, gerçekleştiğini düşünüyorum.

Haydi gelin, 2021’i içimizdeki iyiliği paylaştığımız ve yaydığımız bir yıla dönüştürelim.

Var mısınız!

“İyilik etmesini bilmeyen insana bildiği diğer şeylerden hayır gelmez.” Montaigne

Sevgiyle,