“KABİR KABİR GEZESİN”

 

            Eskiden, bağrı yanan kadınlarımız, muhatabı için     “Kabir kabir gezesin” diye beddua ederdi. Bu beddua Gazianteplilere has bir beddua olsa gerek.

            6-7 Yaşlarındayken bizim eve, Hattuç Bacı diye yaşlı bir kadın gelirdi. Anlattığına göre, kocasından kömür istemiş, kocası da evden çıkıp kömüre gitmiş.

            “Koca gitti kömüre, İnşallah içine gömüle” örneği, gidiş o gidiş; bir daha dönmemiş eve.

Hattuç Bacı bu olayı anlatır, arkasından “Kabir kabir gezer İnşallah” derdi.

Çünkü mevta kabire konduğunda, kabir azabı, sorgusu ile karşılaşacaktı. Eğer mevta bir kabirden başka bir kabire nakledilirse, kabir azabının, sorgusunun tekrar olunacağına inanılmıştı.

***

1937 Yılında Asri Mezarlık, belediyece açılıp, Gaziantep’teki mezarlıkların tümü iptal edildiğinde, Karakabir’deki dedemin mezarının açılarak naaşın, Asri Mezarlığa nakli hususunda babam Müftü Rifat Teymur’a fikrini sormuştu.

Müftü, naaş nakline rıza göstermemiş, babam da yalnız mezar taşlarının sökülüp getirilmesini sağlamıştı..

Bir süre sonra belediye, Karakabir’i iskâna açmış; dedemin mezarı da kaybolup gitmiştir.

Herhalde, Müftü Rifat Efendi de, naaşın yer değiştirmesinde, ikinci kabir azabı çekileceği ve sorgusuna tabi tutulacağına inananlardandı.

***

Bugün, birçok Müslümanın inancı böyle olsa gerek.

***

Yapılan bir operasyonla, Süleyman Şah’ın naaşının (Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Beyin dedesi) üçüncü kez mezarından çıkarılıp, yer değiştirmesine, din ulemaları bakalım ne diyecekler? Acaba Süleyman Şah, her mezar değişiminde, kabir azabını tekrar yaşamış, sorguya tabi tutulmuş mudur?

Bu soruya, din eğitimi görmüş kişiler cevap verebilir ancak.

 

                                                                       Orhan YALKIN