Kalbim Bu Kadarını Kaldırmıyor

İnsanların bu kadar acımasız ve gaddar oluşuna gerçekten anlam veremiyorum.
Belki de mesele anlamamak değil; kalbimin buna alışmayı reddetmesi.
Bir insanın bir başkasının canını bu kadar kolay yakalayabilmesini, bir bakışıyla yok sayabilmesini, bir cümleyle değersiz hissettirebilmesini aklım almıyor.
Ama asıl mesele şu: kalbim kaldırmıyor.
Çünkü kalp, hesap yapmayı bilmez.
Kalp, güç gösterisini sevmez.
Kalp, ‘’haklı çıkmayı’’ değil, ‘’incitmemeyi’’ önemser.
Bugün insanlar kırarken hiç durmuyor.
Sözün ağırlığını tartmıyor.
Davranışın iz bıraktığını umursamıyor.
Sonra da ‘’hayat böyle’’ deyip geçiyor.
Oysa hayat böyle değil; insan böyle olmayı seçiyor.
Gaddarlık çoğu zaman güç sanılıyor.
Sessizliği ezmek, nezaketi saf zannetmek, empatiyi zayıflık sanmak…
Oysa acımasızlık bir meziyet değil; ruhun yorgunluğudur.
İçinde şefkat barındıramayanın, başkasına merhameti de olmaz.
Benim kalbim buna dayanmıyor.
İnsanların bu kadar sertleşmesine, bu kadar duyarsızlaşmasına, bu kadar kolay vazgeçmesine…
Ve biliyorum, bu ‘’zaaf’’ değil. Bu, hala insan kalabilmiş olmanın bedeli.
Evet, dünya naziklere zor.
Ama belki de dünyayı hala yaşanır kılan tek şey, kalbi kaldıramayanlardır.
Çünkü bir gün her şey unutulur; ama kimin can yaktığı, kimin incitmeden geçtiği mutlaka hatırlanır.
Kalbim kaldırmıyor bu gaddarlığı; çünkü vicdanı olmayanların dünyasında sağlam kalan tek şey, benim insanlığım.