Zihinsel frekansın tutmadığı, değer anlayışının çakıştığı, empati yerine bencilliğin hüküm sürdüğü bir ortamda kalmak; ruhu paslandırır, potansiyeli törpüler.
Çünkü her insan, içinde bulunduğu çevrenin bir yansımasına dönüşür. Ahlaki derinliği olmayanlarla uzun süre vakit geçirmek, ruhuna sessizce ihanet etmektir.
Sevgi dolu bir kalp, hoyrat bir elde solar. Zarif bir ruh, gürültülü kalabalıklarda kaybolur. Hoşgörüsüzlükle çevrili bir ortamda incelik tutunamaz. Ve sen, bu dünyada kendini heba etmenin en kestirme yolunu seçmiş olursun; yanlış yerde, yanlış insanlarla ısrar etmekle.
Oysa seçici olmak kibir değildir; bilakis, ruhsal farkındalığın bir göstergesidir. Kiminle konuştuğun, neye maruz kaldığın, hangi enerjilerle beslendiğin seni ya büyütür ya da küçültür. Kapasitene denk olmayan bir dünyada azla kalırsan, bir süre sonra o dünyanın dilini konuşmaya başlarsın.
Bu yüzden:
Kalbini herkesin erişimine açma,
Zamanını her sofrada harcama,
Aklını her sohbete sunma.
Kapasitene denk olmayan yerlerde susmak bazen konuşmaktan daha değerlidir. Çünkü sessizlik bile, doğru yerde yankı bulmadığında ziyan olur.