Kasten yaptım

Aşçılığıyla ün yapmış yaşlı bir kadın,  akşam yemeğine gelecek olan oğlu  ve yeni gelini için yine mutfağına kapanmış,  yemek yapıyordu.

Aynı akşam yemeğe eski bir aile dostu da davetliydi. Beklenen misafirler gelip sofraya oturduklarında çok şaşırtıcı bir durumla karşılaştılar…

Yaşlı kadının o gece yaptığı yemekler değme oburların bile iştahını kapatacak kadar berbattı. Tatlılar un kokuyordu, patatesler yanmıştı,  köfteler ise neredeyse hiç pişmemişti. Oğlu, yeni gelini ve aile dostu,  kadıncağıza durumu fark ettirmemek için ellerinden geleni yaptılarsa da, yemek sırasında pek  iştahlı göründükleri söylenemezdi.

Nihayet yemek bitti ve yeni evli çift annelerinin ellerini öperek evlerine gittiler.  Aile dostları ise biraz daha kaldıktan sonra gitmeyi düşünüyordu.

Oğlu ve gelini gittikten sonra, yaşlı kadına:

"Senin harika bir aşçı olduğunu adım gibi biliyorum.  Bana söyler misin, bu geceki yemekler neden o kadar kötüydü?

Bence ya hastasın ya da bir bildiğin var." dedi.

Yaşlı kadın gülümseyerek cevap verdi:

- Hayır, hiçbir şeyim yok. Kasten yaptım.

Bu yemekten sonra oğlum asla ikide bir annesinin yemeklerini hatırlatıp karısının kalbini kıramayacak...

**

H

     MERHABA

 

   Gün açar,

   Karın verir yağmurlu toprak.

   İncesu Deresi, merhaba.

   Saçakta serçeler daha çılgındır,

   Bulutlarda kartal,

   Daha çalımlı.

   Koparır göğsünden bir düğme daha,      

   Tezkere bekliyen biri.

   İncesu Deresi, merhaba.

 

   Genç bayraklar vardır,

   Barış düşünür,

   Kuyularda işçi, mavilikleri.

   Ben hepsini düşünürüm,

   Yirmidört saat

   Ve seni düşünürüm,

   Karanlık,hırslı...

   Seni, cihanların aziz meyvası.

   İlan-ı aşk makamından bir mısra,

   Yeşerip, kımıldar içimde,

   Düşer aklıma gözlerin...

 

   Oysa murad alamam.

   Oysa akdan - karadan

   Bilirim, payım bu kadar...

   Unutmuş gülmeyi gözbebeklerim.

   Unutmuş dudaklarım öpmeyi.

   İncesu Deresi, merhaba...

 

                       Ahmed ARİF

 

**

Gülümse

Yürürken            

Doktor Temel'e sormuş,

-Bacağın nasıl?

-Hala sekeyrum.

-Devamlı mı?

-Yok daa yürürken..

////

Kulağına küpe olsun

Akıllı insanın üç askeri vardır; Sabır, utanmak ve kanaat.'

 Hacı Bektaş Veli