KURULSA…

Olur mu? 

Olur! 

Neden olmasın? 

Burası Türkiye! 

Hoşgörünün anlamını yitirdiği; bu bizden, bu bizden değil kavramıyla kişilerin acımasızca birbirlerinin kuyularını kazdığı, iftiraların aşağılamaların yağmur gibi yağdığı yaşanan bir dönemde neden olmasın? 

Bu bizden denilenin rağbet gördüğü; açığının kapatılarak, yolunun açıldığı… 

Bizden olmayanın ise bütün imkânlarının elinden alınarak naçar, çaresiz bırakıldığı… 

Bütün bunların da televizyon ve radyoların marifetiyle sağlandığı… 

O halde? 

1958’de “Radyo İstasyonlarından Ajans Haberlerini ve Partizan Neşriyatları Dinlemeyenler Derneği” adı altında bir dernek kurulmuş(?) 

Nasıl olur, böyle bir dernek kurulursa? 

Şimdi…  

Gelelim işin gerçekçilik yönüne:  

Gerçekten günümüzde de, dünde yapılan ancak demode olmuş gibi görülen bu tür yanlı yayınlar; sevdaları kemikleşmemiş partizanların dışında kalan;  

Sıradan, mantığının hükmüne göre; seçileceklerin vaatlerinin mantıksal yönlerin tartıp biçen, kişilerin kararlarını etkiler mi? 

Günümüzde anlaşılmaz bir vaatler paketi havalarda uçar oldu! 

Her önüne gelen şunu yapacağım bunu yapacağım diye haklı olarak ahaliyi etkilemeye çalışıyor. 

Herkes haklı.  

Çünkü bu işin kuralı bu! 

Ne mi? 

Göreve getirildiklerinde yapacaklarını sayıp dökmek vatandaşın kafasında ve gönlünde yer etmek! 

Ancak, seçim vaatlerini seçildikten sonra unutulması ki bu hep böyle olur! 

İşte o zaman geldikleri sandıkla geri gitmeliler.  

Şimdi muktedirlerin ‘biz yeniden seçilirsek, bizi yeniden seçerseniz; şunlar şunları yapacağız” diye vaatlerini sıralamaları karşısında, yeni seçilmeyi umut eden muhalifler… 

“Arkadaşlar 15-16 seneden beri muktedirsiniz, yapmayı vaat ettiğiniz şunları bunları elinizi tutan mı vardı da yapmadınız, bu seçimden sonraya ertelediniz” diye soruyorlar! 

Haksızlar mı?