Mananın Peşine Düşmeyenin Yazgısı Vasattır

Bazı insanlar vardır…
Sözün ruhunu hiç aramaz. Üslubu kendine pusula yapmaz. Nezaketi bir lütuf sanır; oysa nezaket bir lütuf değil, insan denen varlığın asgari zarafetidir. Netlikten kaçmaksa onların en büyük konfor alanı… Çünkü belirsizlik, sorumluluktan muaf bir limandır.
O yüzden mananın peşine düşmeyen, kendine bir üslup terbiyesi inşa etmeyen herkes; bugün değilse yarın, vasatın ağına düşer. Çünkü hayat, niteliğe yatırım yapmayanı er ya da geç sıradanlığın rafına kaldırır.
Mesele sadece akıllı olmak değil; meseleyi akıllıca ele alacak bir eda, bir duruş, bir derinlik taşımaktır. İnsan, üslubuyla var olur. Ve insanın kalitesi, kelimelerinin arkasındaki ahenkten belli olur.
Nezaketin ihmali ise en büyük kayıplardan biridir. Zira nezaket, insanın kendine gösterdiği saygının dışarıya yansıyan halidir. Nezaketi ihmal eden, öz saygısından fire verir farkında olmadan.
Netlikten kaçınanlar da vardır… ‘’Belirsizlik’’ onların ceplerinde taşıdığı ucuz bir kalkan gibidir. Ne hissettiklerini bilmezsin, ne neyi kastettiklerini. Sorarsın, kıvırırlar. Yüzleş dersin, susarlar. Net olmadıkları her adımda, kendi hayatlarına gölge düşürürler. Çünkü netlik cesaret ister, vasatın harcı değildir.
Ve en sonunda hayatın terazisi şaşmaz: Derin olmayan sığa, sığ olan vasata, vasat olan da unutulup giden birkaç davranış kırıntısına dönüşür.
O yüzden bir insanın kendine yapabileceği en büyük iyilik; mananın peşine düşmek, üslubunu özenle seçmek, nezaketini korumak ve netliğe yaslanmaktır.
Bunları yapan, kalabalığın içinde bile kendi ışığını taşır. Yapmayan ise kalabalığın içinde kaybolur.