MESTAN..

İsim olarak Mestan , 'Savruk ya da cüret sahibi' anlamları üzerinden ele alınmakta ve ifade edilmektedir.(Google 'dan) Tanımı bu olan ismi taşıyan

Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan'ın açıklaması, Ceplerimizden (ç)alınanlarla, aldığının yetmeme halinin açıklaması gündemdeydi. Bu zatın yaptığı açıklama, isminin açıklamasında ki gibi, ya çok savruk harcamalar yapıyor, ya da bu açıklaması ile Milleti zeka özürlü görüp, algısını yok sayıp gözünün içine baka baka yaptığı cüretkar bir açıklamadır.Bu VEKİLİMİN durumuna duyarsız kalamadım,halimi unutup "Hasan Dağına Oduna Gider"gibi yardım kampanyası başlatmak için kararsız kaldım.Haftanın 3 günü çok çalışıp,az aşınmanın bedeli olarak aldıkları yetmezmiş gibi sağlanan ek olanakları da göz önüne alırsak bunlara gariban dersek, emekli,memur,işçi, öğrenci,tarım üreticisi kısaca tuzu kuru olanlar dışında kalan, zaten yeteri kadar kafa karışıklığı olanlar için bir sıfat ararsam, aslında bu gruba "Ettiğini Bulan" çok yakışır diyorum.. 17 Milyon Emekli, 5 milyon Oy verme yaşında genç ,17 milyon işçi diğer nüfus ayrıntılarına girmeden, toplam Ülke nüfusun yaklaşık yarısına yakın olan 40 milyon ezilen,büzülen'in verdiği oyun Mestan'lara gittiğini bilirsek durum saptamasını noktalayabiliriz. Ha birde Meclisteki çeşitlerimiz içinde etkili-yetkili bir M.E.AKBAŞOĞLU var ki evlere şenlik açıklamalar yapan, izlenmemeli. Çünkü konuşmanız bozulabilir...Bu zat ne diyor,Gabar'da bir türlü istasyonlarda pompaya yansımayan akaryakıt ve Sinop'ta bulunan gaz dediğin uçar-kaçar doğal gazın haneye,başkaca tüketim adreslerine yansımayan,ancak cebimizi yakıp kavuran enerji fiyatlarına yönelik açıklamaları,Emekli aylıklarının 20 bin tl'ye çıkartılması iyileştirmeleri(!) ile ilgili ve sahibinin sesi ile söyledikleri düşman çatlatır..Bu örnekler üstünden 600 kişi ile vekalet verdiğimiz her biri bir telden çalan garibanla Ülkenin hali meydanda.. Demek ki sayıların güdü mantığı ile çokluğu değil aklın egemenliği gerekir.Değişen ittifaklar, kırılganlaşan devlet yapıları, ekonomik zorunluluklar ve demografik dönüşümler; niyetlerden bağımsız, somut gerçekliklerdir. Bu gerçeklikleri hangi toplumsal aidiyetle değil, “neyle karşı karşıyayız” sorusuyla okumak, artık yol ayırımında olduğumuz, yanlış yoldan uçuruma giderizi anlamak zorundayız.
Yani yine iş Size düşüyor.

Çaresiz değilsiniz, ÇARE SİZSİNİZ...
Yük.İnş.Müh.M.Sait KÖSE