Düşün
Atatürk bir sabah Florya’dan Dolmabahçe sarayına dönüyor. Yeşilköy istasyonunun önünden geçerken birdenbire otomobilini durduruyor ve Başyavere:
-“Sorunuz, tren var mı?” Diye emir veriyor. O sırada tren hemen hareket etmek üzeredir. Hep birlikte otomobilden inip trene biniyorlar. Karar ani verildiği ve uygulandığı için trene biniş hemen hemen kimsenin dikkatini çekmiyor.
Bir müddet sonra, her şeyden habersiz olan kondüktör Atatürk’ün bulunduğu kompartımana geliyor. Kafileyi görünce çekilmek istiyor. Atatürk hemen sesleniyor:
-“Görevini yap.” Yanındaki ekibi göstererek, “Bu efendilere niye bilet sormuyorsun?”
Yanındakiler cevap veriyor:
-“Paşam biz milletvekiliyiz. Tren bileti almayız, parasız seyahat ederiz.” Atatürk hayretle:
-“Bu ayrıcalığı hiç de beğenmedim” diyor. “Bu çok ayıp ve acayip bir kural.”1
1 Hilmi Yücebaş, Atatürk’ten Nükteler, Fıkralar ve Hatıralar,
2. Baskı, Kültür Kitabevi, İstanbul 1973. s. 89
Kaynak: Atatürk ve Unutulmaz Anıları, Ahmet Gürel, Bülent Türker, Nisan 2009
**
H
BİR SEN BİLİYORSUN
gövdemden daha dar evimin odaları
boşluğa asılmış martılar duruşu bu
tut yavaşça duvarın tentesinden
bir sen biliyorsun nerede olduğumu
şaşırt beni
gözüpek bir çenginin uzun kaşıklarını
getirerek dolayıp atlas bir kordelaya
mavi perdeleri düş kapılar boya
uslu yalnızlığımın
küf yeşil alnacına
bir sen biliyorsun nerede olduğumu
uçur beni kanatların sırdaş beyazlığına
Ayten MUTLU
**
Gülümse
Kahraman Er
Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
- Söyle bakalım neredensin ?
- Maraşlıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
- bir daha söyle bakalım neredensin ?
- Maraşlıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
- ulan sona son defa soruyorum nerelisin ?
- Kahramanmaraşlıyım komutanım..
- Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
- Oğlum sen nerelisin ?
- Kahramansinop'luyum komutanım !
**
Kulağına küpe olsun
"Nehir gibidir insan,sadece yüzeysel bilinir; derinliklerinde ne saklar, ne fırtınalar kopar söylemez..
Sadece sessizce akar ve gider…"
Mevlana