Şehri ramazanın 365 gün hüküm sürdüğü Afrika’da;
Açlıktan ve susuzluktan hayatını kaybeden binlerce çocuk ve yetişkinin dramı yeteri kadar düşünülmeye değmiyor mu yoksa ?
Onlar yetersiz beslenme, susuzluk ve hastalıkla mücadele ederlerken, bir de kendi dertlerimize bakınca nasıl da utanıyorum anlatamam. Çoğu bebekler kronik beslenme yetersizliği nedeniyle yeterli gelişimini sağlayamazken hayatın acımasız yükünü henüz daha o yaşlarda minik bedenlerinde hissediyorlar.
Orada bir anne ve baba ölmek üzere olan evladına su ve yemek ararken, buradaki anne ve babaların bütün imkanlar içinde şımartılmış çocuklarına iphone alması, avm’lerde bitmek bilmeyen israf alışverişler, henüz dolabında etiketi bile kopartılmamış kıyafeti varken, sırf beğendiği için başka bir kıyafet alarak nefsi duyguları tatmin etmek üzücü bir âhval...
Çocuklarını, üniversiteye girip okuması ve yüksek mevki sahibi olması için verdikleri çabalar, tasarruf edilen, hadde ve hesaba gelmeyen miktarlar...Ve dahası mal mülk yığma derdi ile kendini tarumar ederken ,arkasından evlatlarının dünya malı için birbirine düşmesi sonucu bence oturup düşünülmeye ve derk etmeye değer bir durum. Zira okuyup yetişerek devletin iyi kademesine gelmesi, zengin olması, belli bir isim yapmasına rağmen insanlığını kazanamamış olması, anne ve baba olarak nerede bir eksiklik yaptıklarını sorgulamaya yetmez mi ?
Çünkü sadece dünyaya muteallik yetiştirilen bir evlat manevi değerlerden ne derece haberdar olur..? Söze gelince Müslüman toplumuz ve hepimiz pekte dindarız...
Şu anda yeryüzünün bir bölümü açlık ve hastalıkla mücadele ederken, açlığın ne derece zor olduğunu anlamayıp başka başka şeyleri dert ederken bir kez daha düşünüp ne derece yersiz bir durumun içinde olduğumuzu bilelim. Unutmayalım ki her bir israfımızın tek tek hesabını elbet vereceğiz , ve biz tok ve şımarık uyurken onların açlıktan zelil halde sabahlamaları ve bizim buna kayıtsız kalmamız elbette sorulacaktır...