Eskiden çocukken bayrama kalan ayları günleri saatleri bile sayardık. Annemin aldığı yeni kıyafetlerimi giyebilmek için heyecanla beklerdik. Bayramlık kıyafetlerimizi bir hafta önceden alır bayram gelene kadar da yatağımızın başucunda dururdu. Kimseye de dokundurmazdık.
Aman kirlenir de bir şey olur diye. Bayram gecesi kimse uyumazdı sabahı zor ederdik. Sabahın köründe de elimizi yüzümüzü yıkar kıyafetleri giyer evdekilerin uyanmasını beklerdik. Ne zor bir bekleyişti.
Sonrasında bayram sabahı kahvaltı yerine yuvarlama yerdik. Ne garip gelirdi sabah sabah kahvaltı yerine yuvarlama yemek. Sonrasında büyüklerden başlayıp tüm akrabaları ziyaret edip harçlık toplardık.
Ramazan Bayramı deyince benim aklıma o çocukluğumun sevinçleri geliyor gözlerimin önüne.
Şimdi bakıyorum da, sanırım bayramı en kötü yaşayan bizleriz. Yıllardır rutin şekilde yaşamaya çalıştığımız bayramlarımız artık ellerimizden kayıp gidiyor. Bayram heyecanlarımız kalmamış. Hayat meşgalesine vurmuşuz kendimizi…
Bayram dost ziyareti demekti bir zamanlar. Büyüklerin gönlünü almak, küçükleri sevindirmek demekti. Şimdi ise her şey farklılaştı.
Eski Bayramları ararken aslında kendimizi arasak çok daha iyi olur düşüncesindeyim.