Netlik, Tevazu ve Sükunet Manifestosu

Muammaya karşı netliği, boş egoizm yerine tevazuyu, karmakarışık düzenler içinde savrulmaktansa minimalist bir sakinliği savunuyorum.

Çünkü günümüz dünyası gürültüyü derinlik sanıyor. Yüksek sesle konuşanı güçlü, kalabalıkta kaybolanı değerli, her şeye fikri olanı bilge zannediyor. Oysa çoğu zaman bu yalnızca şişirilmiş bir egonun yankısı.
Ben netliği seçiyorum.
Net olmak sertlik değildir; net olmak kendini kandırmamaktır.
Her ihtimali oyalayıcı belirsizliklere kurban etmek yerine, neye evet neye hayır dediğini bilmektir.
Tevazuyu seçiyorum.
Çünkü ego, boş bir odada bağırmaktan ibarettir; tevazuyu ise dolu bir kalpte sessizce durabilmektir. Kendini anlatma telaşı olmayan insanların derinliği, kelimelerden değil duruştan anlaşılır.
Ve minimalist bir sakinliği.
Her şeyi çoğaltarak değil, azaltarak huzura ulaşabileceğini bilmek muazzam bir bilgi. Fazla insan, fazla söz, fazla temas; hepsi ruhu yoran birer kalabalık. Hayat, sadeleştikçe anlaşılır oluyor.
Bu yüzden sırf hormon tatmini uğruna kurulmuş birlikteliklere, sırf susmamak için yapılan boş muhabbetlere, yalnız kalmaktan korktuğu için bir arada duran kalabalıklara ait hissetmiyorum kendimi.
Ben sükunetin asilliğine teslim bir yalnızlığı savunuyorum.
Çünkü bazı yalnızlıklar eksiklik değil, seçilmiş bir asalettir.
Ve bazen insan, kendine en sadık halini kalabalıkta değil, sessizlikte bulur.
Gürültü geçicidir; ama sessizlik, gerçeği fısıldar.