Niyet, İmkân Varken Belli Olur

İnsanların gerçek niyetini ne zaman anlarsınız, biliyor musunuz?
Sizin için bir şeyler yapma ihtimali varken yapmadığı zaman…
Çünkü insanın niyetini en çok sözleri değil, imkânı olduğu halde göstermediği çaba anlatır.
Herkes güzel konuşabilir. “Yanındayım” demek kolaydır. “Bir şeye ihtiyacın olursa ara” demek de… Asıl mesele, gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda o telefonun çalıp çalmamasıdır. Bir insanın sizi ne kadar önemsediğini, sizin için neler söylediğinden çok, sizin için neler yapabilecekken yapmadığına bakarak anlarsınız. Çünkü istemek başka, önemsemek başkadır. İnsan gerçekten istiyorsa bir yol arar. Vakit yaratır. Bir adım atar. En azından elinden geleni yapar. Yapamıyorsa da neden yapamadığını anlatır. Ama bazen insanları asıl ele veren şey, yaptıkları değil; yapabilecekleri halde yapmadıklarıdır.
İnsanın kendini kandırmasının en kolay yolu, karşı tarafın yerine mazeret üretmektir.
Oysa bazı durumlarda cevap çok daha basittir: Yapabilirdi ama yapmadı.
İşte o noktada insanın gerçek niyetiyle karşılaşırsınız. Bu, her yapılmayan şeyin kötü niyetten kaynaklandığı anlamına gelmez elbette. Herkesin kendi hayatı, öncelikleri, sınırları ve yetişemediği zamanlar vardır.
Fakat bir insanın hayatında sizin için gerçekten bir yer varsa, bunu bir şekilde hissedersiniz. Çünkü değer verilen insan sürekli tahmin etmek zorunda kalmaz.
Sürekli beklemez. Sürekli “Acaba?” diye düşünmez.
Bir insanın size verdiği değer, çoğu zaman büyük cümlelerde değil, küçük ama zamanında yapılan şeylerde saklıdır.
Bir mesajda… Bir telefon görüşmesinde… Zor bir gününüzde uzatılan bir elde…
Kimsenin görmediği bir anda gösterilen incelikte… Ve belki de en önemlisi, sizin için bir şey yapabileceği halde bunu seçmesinde. Hayat bize zamanla şunu öğretiyor:
Herkesi söyledikleriyle değil, seçimleriyle tanımak gerekiyor.
Çünkü insanlar en çok, tercih yapmak zorunda kaldıklarında kendilerini belli ederler.
Vakti varken aramıyorsa, imkânı varken yardımcı olmuyorsa, yanınızda olabilecekken olmuyorsa, sizi kırdığını bildiği halde bunu önemsemiyorsa… Belki de artık daha fazla açıklama aramaya gerek yoktur. Bazen cevap, davranışın kendisidir.
Ve insan bunu kabul ettiğinde tuhaf bir şekilde rahatlar. Çünkü beklenti biter. Kırgınlık azalır. İnsan, karşısındakini değiştirmeye çalışmak yerine onun gerçeğini olduğu gibi görmeye başlar. Belki de olgunlaşmak biraz da budur:
İnsanların söylediklerine değil, fırsat bulduklarında ne yaptıklarına bakabilmek.
Çünkü gerçek niyet, çoğu zaman insanın konuşurken değil, bir şey yapabilecekken yapmamayı seçtiği anda ortaya çıkar.
Ve bazı insanları tanımak için yıllara ihtiyacınız yoktur.
Bazen tek bir fırsat yeter.
Bazen de tek bir fırsatı kullanmayışı…