OH BE:

Adam yeni bir at almıştı. Ata bindi. “Deh!” dedi at gitmedi. “Peh!” dedi gitmedi. “Breh dedi gitmedi. Ne yaptıysa at bir adım bile atmadı.

Atı satan gülümseyerek alıcıya şunları söyledi:

“Bu at eğitimli bir attır. Öyle” dehle-mehle” gitmez. Ona yürümesi için “Oh be!” demelisin.

Atı alan:

“Yürümesi için o denilen bir atın, durması için de bir şey söylenir herhalde, değil mi?” diye sordu.

Atı satan:

“Elbette…” diye konuştu. Onun durması için de “Eyvah!” demek gerek.

Atı alan teşekkür ettikten sonra atına:

“Oh be!..” dedi. At önce şaha kalktı, sonra tırısa, daha sonra da dört nala gitmeye başladı.

Adam atından çok memnundu. Denemek için bir ara:

“Eyvah…” dedi. At hemen durdu.

“Oh be!” dedi. At önce şaha kaktı, sonra tırısa katlı. Öne atılıp hızla koşmaya başladı.

Alıcı çok memnundu. Durmadan atına “Oh be, oh be!” diyor, atın daha hızlı koşmasını sağlıyordu. Hız sarhoşluğu içindeyken atın seni sahibi bir de baktı ki hayvan bir uçuruma doğru koşuyor.

Alıcı o an, atın durması için ne demesi gerektiğini unuttuğunu fark etti.

“Ne diyecektim ne diyecektim diyerek paniğe kapılan binici uçurumun ucuna geldiklerinde artık her şeyin sonuna gelindiğini anlayarak feryat edercesine:

“Eyvaaah!” diye inledi.

At komutu alır almaz olduğu yerde “zınk” diye sordu. Uçurumla aralarında sadece bir adım vardı. Kurtulduğunu anlayan atın yeni sahibi sevinçle:

“Oh be!..” dedi.

At önce şaha kalktı,..

***

Ey seçmen!

Bindiği ata nerede “eyvah” nerede “oh be” diyeceğini bilemeyenleri lütfen oy verme!

 

***

ARAMIZA HOŞGELDİN!

Başbakan, Bakırköy Aklı Sinir Hastalıkları Hastanesini ziyaret ediyordu. Hastalardan birinin kendisine büyük bir dikkatle bakmakta olduğunu gördü. Onun yanına yaklaştı. Sordu:

- Beni tanıyamadın galiba.

Hasta:

Özür dilerim ama tanıyamadım, diye karşılık verince Başbakan kendini tanıttı.

- Ben Başbakan…

Hasta gülmeye başladı.

Başbakan sordu:

- Neden gülüyorsun?

- Hiiç… Önemli değil.

- Söyle söyle…

- Buraya geldiğimde ben de böyle başlamıştım da... Aramıza hoş geldin.