Bazı insanlar vardır; seni değil, senin onlara nasıl hizmet ettiğini sever. Duygularına değil, varlığının onlar için kolaylaştırdığı yerlere tutunur. Sen bir cümle kurarken seni duymayan, bir yük taşıdığında fark etmeyen, adım atarken yanına bile gelmeyen herkes seni aslında yeniden düşündürmelidir. Çünkü insan, kendisini anlamayanla yan yana yürüdükçe kendi sesinden uzaklaşır.
Hayaller ise bambaşka bir gerçekliğin kapısıdır. Onlar seni yükseltir, seni ileriye taşır, seni ‘’sen’’ yapan çekirdeğe sadık kalır. Bir insan için yorulmak, tükenmek, beklemek… Bunların hepsi seni geriye çekerken, bir hayal için çalışmak seni hayata bağlar. Hayaller, karşılık beklemez. Seni yarı yolda bırakmaz. Kapris yapmaz, seni kıskanmaz, küsmek bilmez. Onlar sadece büyür, sen emek verdikçe seni de büyütür.
Ve o yüzden seçim çok nettir:
Bir insan için kendini küçültmek mi, yoksa hayallerin için kendini büyütmek mi?
Değer vermeyeni beklemek, seni görmeyeni sevmek, seni duymayanla konuşmak… Bunların hepsi ömrünü yanlış harcamaktır. Hayat kısa. Ve sen, bu kısacık ömre yanlış bir figüranı başrol yapmak zorunda değilsin. Kalan zamanını, seni gerçekten görenlerle, seni sevenlerle, seni büyütenlerle ve en önemlisi hayallerinle doldurmak hakkındır.
İnsanlar kaybolur, hayaller yol gösterir.
Bir insanın adımlarını değil, kalbinin rotasını takip eden her zaman kazanır.