PEYGAMBER EFENDİMİZİN YÜKSEK AHLAKI

Kainatın efendisi peygamberimiz hz Muhammed sav yüksek bir ahlaka sahip bir insandı. Onun ahlakının güzelliğini anlatmaya kalkışsak, elbette kelimeler kifayetsiz kalacaktır. Az yer, az uyur, az konuşur ve konuştuğu zaman hakikati anlatırdı. Şaka yaparlarken bile hakikati gösterirlerdi. Düşmanlarına bile hayırla dua ederdi.

Peygamber efendimiz kendisine zulmeden, hakaret eden insanlara bile hayır dua etmiş ve merhametle mukavemet etmiştir. Efendimiz hak ve hakikat dışında, etrafına, ashabına, ailesine bile yüksek ses tonuyla konuşmamış ve hayatı boyunca bir karıncayı dahi incitmemiştir. Çocukla çocuk, büyükle büyük olup herkesin seviyesine göre davranırdı.

İslam’ı tebliğ ederken kâfilere karsı engin bir ses tonuyla insanların ruhunu okşayarak anlatırdı.

Efendimizin en sert sözü hep su olmuştur:

'Bilmiyorlar, bilseler yapmazlardı. 'Mekke’de Müslümanlara ve efendimize akıl almaz zulümler yapıldığında, sahabeden habbab b.eret ra. efendimize gelip,'ey Allah’ın resulü düşmanlar hakkında beddua edınız, dedi. Bunu duyan peygamberimizin yüzü kıp kırmızı oldu. ‘bu istekten hiç hoşlanmadı.

Bir keresinde ise bir kac sahabı birleşerek gelip yine efendimize benzer istekte bulundular. Efendimiz sav o zaman:

'Ben lanet etmek için değil, rahmet olmak için gönderildim' buyurdu.

Yine efendimiz sav; Kureyş’in baskı ve zulümleri iyice arttırması üzerine civardaki kabilelerle temasa geçip  ilk Taif’e giderek işe başladı.

Ancak Taifliler O’nun çağrısına olumlu cevap vermedikleri gibi çocuk ve köleleri kışkırtarak Peygamberimizi taşlattılar.

Zeyd b. Harise ve Hz. Ali kendilerini atılan taşlara siper ederek Peygamberimizi korudular. İkisi de çeşitli yerlerinden yaralanmışlardı.

Buna rağmen  Peygamberimize taşlar isabet etti ve ayaklarından kanlar aktı.

Atılan taşlardan mübarek ayakları kanlar içinde kalmıştı. Nihayet akrabalarından birinin bağına ulaşarak, bu son derece insafsız saldırıdan kurtulabildiler.

Ama çok da gücüne gitmişti bu davranışları. O hiçbir karşılık beklemeden sadece gerçeği tebliğ etmek üzere onların ayaklarına gidiyor, aldığı cevap ise hakaret ve taşlanmak oluyordu. Gayri ihtiyari mübarek gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı. İşte o zaman Allah'ın emri ile Cebrail aleyhisselam Resûl–i Ekrem’e gelerek Rabbinin onu kendisini taşlayan Taifli zalimler güruhuna karşı Allah’ın gazabını ve azabını isteyip istememe hususunda muhayyer bıraktığını söyler. O şanlı Nebî,

“Ben rahmet peygamberiyim” sözünü, işte öylesi bir vasatta söyler. ‘Ben onların helâk olmalarını istemem. Bilakis, Allah’ın onların sulblerinden yalnız Allah’a ibadet

edecek, O’na hiçbir şeyi şerik koşmayacak kimseler çıkarmasını dilerim.”

Cenabı hak bizleri de bu yüce peygamberi örnek alabilen kullarından eylesin...