Ülkeler belli aralıklı planlar yaparak ve yaptıkları planları uygulayarak gelişmiş ülke haleline gelirler. Yaptıkları planlar genel olarak eğitim, tarım ve sanayi dallarını kapsar.
Planlar, işin ehli ve hükümet tarafından, araştırma ve çalışmalar sonucu ortaya çıkar. Bütün uygulamalar, plana sadık kalınarak yapılır.
Sonuçta, ülkeler planladıkları noktaya erişirler.
***
Ülkemizde eğitim, tarım, sanayi konularında zaman zaman beşer yıllık kalkınma planları yapılmış; zaman zaman da bu uygulamalardan vazgeçilmiştir.
Bundan dolayıdır ki üç dalda da çok güzel yerlere gelinmiş, bazen de gerilemeler görülmüştür.
***
Ülkemizi, Avrupa’nın çok daha ilerisine getireceği mutlak olan Köy Enstitülerinin, CHP içindeki sağ kesimin, köy ağalarının kendi çıkarları için müfredat programının içini boşaltmış olmasını sağlamaları, 1950 milletvekili seçiminde Demokrat Partinin iktidar olması sonucu kapatılması, kalkınmamıza her yönüyle en büyük darbe olmuştur.
Diğer taraftan eğitimin, devlet politikası haline getirilmemiş olması, her iktidar döneminde, hatta her bakan zamanında müfredatlar ile oynanması, eğitimimizin, ülkeler arasında geri kalmamızın sebeplerinden biri olmuştur.
Eğitimle ilgili plan yapılmamış olması, yüksek öğrenimi bitiren kişilerin, iş bulamama sonucunu doğurur. Örneğin, bir dalda ihtiyaçtan fazla elemanın yetişmiş olması, ihtiyaç fazla eğitilen kişilerin işsiz kalmasının sebebidir.
***
Tarımın bir plana bağlanmaması, çoğu zaman üreticinin zarara uğramasını doğurabilir. Genelde çiftçilerimiz bir evvelki yıl, para eden ürünü yetiştirmek istemeleri buna örnek gösterilebilir. Babamın bostanında hasat edilen sarımsağın, nakliyeciye para vererek döktürüldüğünü anımsıyorum; çünkü bir yıl önce sarımsak iyi gelir getirmişti.
Diğer taraftan tarımın desteklenmesi çok önemlidir. Ancak bir zamanlar ülkemizde uygulanan destekleme gibi yanlış politikaların yapılmaması gerektir. Örneğin, hiç tarımla uğraşmamış, toprağı ekilmemiş, toprağı sırf kâr amacıyla elinde tutan kişilere teşvik verilmiştir.
Tarıma teşvik primi verilirken gerçek çiftçiye verilmesi ve takip edilmesi, toprağın tahlili sonucu ürünlerin yetiştirilmesi sağlanmalıdır.
Sanayi her zaman teşvik görmüştür. Ancak bazı teşvikler takip edilmediği için, alınan teşvikler iş de kullanılacağı yer de bankalara faiz almak amacıyla yatırılmıştır.
***
Bütün bunlar, halkımızın her konuda eğitilmiş olmaması sonucu olagelmektedir.
Sizlere bir olayı nakletmek isterim. Senih Kadri Sayan arkadaşımız 1952 yılında bizim ile birlikte yükseköğrenim görmek üzere İstanbul’a gitmişti. Ben Kadırga Talebe Yurduna, o Merkez Talebe Yurduna girmiştik.
Birkaç ay sonra Senih Kadri Sayan ortadan kaybolmuş, izi bulunamamıştı. Aradan 15 yıl kadar bir zaman geçmiş, Almanya’da olduğu ve Alman bir bayanla evlendiği ortaya çıkmıştı.
Bazı arkadaşlarımız arabayla Almanya’ya gezi için gideceklerinden Senih’e de hediye olarak kristal bir avize götürmüşlerdi.
Rahmetli Hikmet Güngör’ün dilinden dinleyelim sonrasını: Avizeyi ambalajından çıkarıp, elimizle dizerken Senih’in hanımı Almanca biryandan tenkişö diyor bir yandan da bir şeyler söylüyordu. Tabi anlayamadığımız için Senih’e bakınca Senih, eşinin gümrükte ne kadar vergi ödediğimizi sorduğunu söyledi. Biz, hiç deklere de bulunmadığımızı söyleyince ha bire teşekkür eden kadın, bir daha bize yüz vermemişti.
İşte kendinden önce ülkesini düşünen ve o yönde eğitilmiş bir Alman ve kalkınan bir ülke.
Orhan YALKIN