Rotasız Seyyah

İnsan hayattaki amacını bulamadığında boşluk hissiyle karşılaşır. Bu boşluk öyle sessizdir ki, çoğu zaman fark edilmez. Ama etkisi gürültülüdür. İçten içe kemirir. İşte tam bu noktada insan, kendini ‘’iyi hissettiren’’ şeylerle doldurmaya başlar.

Daha çok yemek, daha çok alışveriş, daha çok ilişki, daha çok ekran, daha çok tüketim…
Ama bu bir ödül değildir.
Bu, bilinçsizce verilen bir cezadır.
Haz, amacı olmayan bir hayatın geçici anestezisidir. Acıyı dindirmez; sadece uyuşturur. İnsan neden mutsuz olduğunu bilmediğinde, mutluluğu yanlış yerde arar. Çünkü anlam yoksa yönde yoktur. Yönü olmayan insan, rotasını hazlara çevirir.
Oysa hazlar, anlamın yerini tutmaz. Sadece onun eksikliğini daha görünür kılar.
Kendini sabaha kadar oyalayan, ilişkilerde derinlikten kaçan, sürekli bir şeylerle meşgul olmak zorunda hisseden insan aslında şunu söylüyordur: ‘’Durursam hissedeceğim.’’
Çünkü durduğunda sorular gelir.
Ben kimim?
Neden buradayım?
Ne için yaşıyorum?
Bu sorularla yüzleşmek cesaret ister.
Hazlar ise cesaretsizliğin kısa yoludur.
İnsan amacını bulamadıkça kendini ödüllendirdiğini sanır ama aslında kendini değersizleştirir. Çünkü amaç, insanın kendine verdiği en büyük değerdir.
Anlamı olan bir hayat gürültüye ihtiyaç duymaz.
Amacı olan insan, kendini kaçışlarla cezalandırmaz.
Çünkü bilir: Haz geçer, anlam kalır.
Ve insan en çok, kendini anlamdan mahrum bıraktığında yorulur.