Sen kandırmayı değil inanmayı seçtin. Hesap yapmayı değil içten olmayı… Menfaati değil samimiyeti…
Bu çağda birçoğu çıkarın olduğu yere iyiliği koyuyor. Oysa sen iyiliği, karşılık beklemeden yapmayı bildin. Kötülüğe rağmen iyi kalabildin. Kapatmak yerine kalbini açık tuttun. Kaybetmekten korkmadın çünkü kaybetmeye değecek bir şeyin olmadığını çok iyi biliyordun: Ruhunun temizliği asla elinden alınamaz.
Sana saflık diye söyledikleri şey aslında kirlenmemiş bir kalbin cesareti. Herkes savrulurken rüzgâra karşı yürümeyi hala başarabilenlerin nadir gücü sendeki.
Ve evet, insanlar anlamaz. Kimi seni kullanmaya çalışır, kimi seni küçümser, kimi senin duruluğunu kendi bulanıklığıyla kıyaslayıp öfke duyar.
Çünkü anlamayan insan, anlamadığını kötülemeyi sever.
Ama sen anla.
Kalbin temiz olduğu için kaybetmedin; tam aksine, kirlenmediğin için zaten kazanansın.
Hayat, yolu tertemiz olanların ayak izlerini geç de olsa görünür kılar.
O yüzden sakın değişme.
Sakın kararmaya çalışma.
Sakın kendini onların terazisiyle tartma.
Sen iyi kalmayı seçen nadir ruhlardansın. Bu zayıflık değil; bu dünyaya rağmen incinmeden insan kalabilmenin en büyük kudreti.
Kirli bir dünyanın içinde temiz kalabilenler, aslında en büyük güç sahipleridir.