Sahneyi Tanıyan Seyirciyim

Kim gerçek, kim sahte biliyorum.
Ama yine de izliyorum.
Çünkü bazı insanların gerçeği yüzünde değil, rolünde saklıdır.
Gülüşleri ezber, cümleleri prova edilmiş, duyguları dekor gibi yerli yerindedir.
Yanındayken bir şey eksiktir ama adını koyamazsın; çünkü eksik olan şey sessizdir: samimiyet.
Ben ayırt ediyorum.
Bakıştan, suskunluktan, zamanla azalmayan ilgiden.
Birinin gerçekten mi orada olduğunu, yoksa sadece orada gibi mi davrandığını anlıyorum.
Yine de izliyorum. Çünkü bazen gerçeği bilmek, sahteyi hemen terk etmek anlamına gelmiyor.
İnsan merak ediyor:
‘’Bu rol ne kadar daha sürecek?’’
‘’Maskeyi ne zaman düşürecek?’’
‘’Bir anlığına da olsa kendisi olacak mı?’’
İzliyorum ama inanmıyorum.
Dinliyorum ama bağlanmıyorum.
Çünkü bilmek özgürlüktür.
Bilince, kandırılmak zorunda kalmazsın.
Artık kalbimi herkese açmıyorum, ama gözlerimi de kapatmıyorum.
Kim gerçek, kim sahte biliyorum.
Ve işte bu yüzden, oyunu sessizce izleyip alkışlamadan sahneden iniyorum.
Çünkü ben rol değil, hakikat arıyorum.
Ve hakikat, hiçbir zaman fazla oynamaz.