SALAK,ASALAK

Çok farklı anlam içeren iki kelimeden yola çıkıp ülke gerçeğimize uyarlarsak..

Salak için,tutum ve davranışları karşısında farklı farklı türler içinde,Giyinişinden, Konuşma Ve Davranışlarından ; Seviyesiz, Dengesiz Ve Saf Olduğu Anlaşılan Kişiler için söylenen bir tanım diyebiliriz.
Asalak ise,

1-bir canlının üzerinde ya da içinde sürekli ya da geçici olarak yaşayan, ondan beslenen başka canlı.

2-başkalarının sırtından geçinmeyi huy edinmiş kimse.

Her koşulda yaşamını devam ettirirken bulunduğu ortama, üzerinde yaşadığı canlıya zarar veren bir varlık.Bir nevi sülük,kan emici.
Toplumda her iki tanıma uyan, adına genel olarak İnsan tanımı konulmuş varlık söz konusu.Hani hoş görülü olarak bakarsak Salağın hoşgörülebilir bir tarafı varsa da, Asalağın böyle bir tarafı yoktur,olmamalıdır.Toplumun bir arada yaşamını sürdürürken tabi olduğu yazılı hukuk kuralları ve geleneksel bir takım örf-adet kuralları vardır.İşte burada Asalak; kural tanımaz,kendisi ve yakın çevresinin çıkarlarına uygun davranış sergilerken, geniş toplum kesimlerini istismar ederek ta ki "maymun gözünü açtı" noktasına kadar saltanatını sürdürür.Ancak toplumlar yaşattıkları bu Asalaklara birgün Salak olmadıklarını, yaşadıkları tecrübelerden aldıkları derslerle artık kanlarını,emeklerini sömürtmeyeceklerinin tepkisini verdiğinde yaşanan geçmişin ağır bedellerine artık son verecek, devamına fırsat vermeyecektir..Zira,yaşamın devamlılığında

Yaşayarak öğrenmenin, bedeli en yüksek öğrenme biçimi olduğunu, Yaşayarak öğrenirken,Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün
"Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin"ifadesini rehber edinerek ilimin,bilimin yol göstericiliğinde yürürsek,salak olmadan,asalaklara hizmet etmeden insana yakışan şekilde daha mutlu bir yaşamı sürdürülebilir yapabiliriz.İşte o zaman Mevlana'nın," Nice insanlar gördüm üstünde elbisesi yok,nice elbiseler gördüm içinde insan yok.."deyişi ile salak ve asalağı birbirinden ayırmak bilinci ile kimliklerin farkında olarak,aklı egemen kılarak değer yargılarını oturtabiliriz.Ziya Paşanın dizeleri, ifadeleri ile bağlayalım; "Bir kimsenin özü kötüyse,ona giydiği üniforma (makam/mevki) hiç soyluluk verir mi? Eşeğe altın semer vursan eşeğin yine eşek olduğunu unutmadan, yaşamın güzelliklerinden zevk alıp,geleceği sürgit salak olmadan devam ettirmek bizim elimizde.

Çaresiz değilsiniz,ÇARE SİZSİNİZ...
Yük.İnş.Müh.M.Sait KÖSE