Bir insan, sizin samimiyetinizden cesaret alıp sınırlarını aşmıyorsa bu bir erdemdir. Karakter budur. Yakınlığı kötüye kullanmayan, mesafenizi doğru okuyan, sizi yormayan, zorlamayan insan…
Çünkü mesafe bazen büyüklük göstergesidir; sınır çizmek ise kibir değil öz saygıdır.
Ama ne yazık ki herkes böyle değildir. Samimiyet maskesi altında hadsizlik yapanlar, yakınlığınızı suiistimal edenler, iyiliğinizi kullanmayı ‘’hakkıymış’’ gibi görenler çıkar.
Lafa gelince ‘’ biz samimiyiz’’ derler ama davranışları en basit nezaketi bile taşımaz. Sanki sizin hayatınıza istedikleri gibi girip çıkmak, kalbinize izinsiz dokunmak onlara verilmiş bir ayrıcalıkmış gibi davranırlar.
Oysa kimsenin böyle bir yetkisi yok.
Samimiyet bahanesiyle yapılan saygısızlık, hala saygısızlıktır.
Haddini bilmemek, hala hadsizliktir.
Ve siz bunu ‘’idare etmek zorunda’’ değilsiniz.
Her güzel kalbin bir kapısı vardır; açmak sizin elinizde olduğu gibi kapatmak da öyle. İnsanların ‘’benimle samimisin ya…’’ cümlesiyle üzerinize gelmesine izin vermek zorunda değilsiniz.
Samimiyet, sınırları ortadan kaldırmaz; sadece iletişimi yumuşatır. İyi bir karakter ise o yumuşaklığın içine asla hoyratlık karıştırmaz.
Sınırı olan insan sert değildir. Sınırı olmayan insan da samimi değildir.
Sizi zorlayan, rahatsız eden, kıymetinizi hafife alan her davranış karşısında durmak bir kabalık değil; hem kendinize hem karşınızdakine gösterdiğiniz en net saygıdır.
Samimiyetinizi hak eden, haddini bilir.
Bilmediği yerde zaten samimi değildir.