Ninem rahmetlik, hemen hemen her duasında derdi ki:
“Allah’ım yazımızı yaz, kışımızı kış eyleyesin!”
Oysa rahmetlik dualarında Allaha böyle yakınırken mevsimler böylesine şaşkın değildi, şaşırmış değildi.
Yaz, bütün haşmetiyle hükmünü icra ederdi. Hakkını koymazdı! Kavurucu yaz sıcağından şikâyet edildiğinde de:
“Şikâyet etmeyin. Tövbe deyin bakayım, Allah’ın ağırına gider. Bu sıcaklar olacak ki, hamlar olmalı.”
“Bakın koruklar üzüm olmak için bu sıcaklıkları bekliyor. Zerdali, kavun karpuz, incir (hayir) bu sıcaklar sayesinde olgunlaşacak.
Hani nerde Diyarbakır’ın kucaklara sığmayan iri çekirdekli karpuz?
Hani nerede mis gibi kokan Antep’imizin kabuğu dilim dilim parlak kavunu…
Hani nerede yüzü çopur ancak içi mis Kilis kavunu…
Hani nerde Kilis’in, Kilis karası denilen kara üzümü?
Hani nerede Antep’in dımışkı üzümü, dökülgen üzümü?
Antep’imizin Karakışına gelince…
Hani nerede dünde kalan “KARLIKLAR ” yok.
Antep’te yaşayan günümüz insanları bahsettiğim karlığın ne olduğunu biliyor mu? Bilmiyor, bilmesi de imkânsız.
Çünkü yaz aylarımız nasıl rotasını şaşırdı, ekseninden çıktı ise kış aylarımızda rotasını şaşırdı, ekseninden çıktı.
Günümüz Anteplisi kışın karı ancak ekranlardan ya da yolunu şaşırarak buralardan geçerken serpinti halindeki 3-5 cm.lik karı kar zannederek oyalanıyor. Kar yağdı diyor.
Yok, öyle bir şey.
Antep’e kar yağmıyor.
Şimdi beni okuyan kıymetli okuyanlarım, “yahu bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü!”
Günümüz siyasi arenasının rotasından çıkan mevsimlere benzerliğini anlatmak için böyle “durup dururken öptüm.”
Çünkü ne Ahmet Beyin söyledikleri, yaptıklarıyla uyuşuyor, ne yapacaklarının teminatı gibi görünüyor…
Hasan Bey almış başını gidiyor.
Biri diğerinin söylemleri karşısında hasetten kuduruyor! Bir diğeri kendini kanıtlamak için, boyundan büyük laflar ediyor.
Misafirperverliğimizle övündüğümüz Antep’imize gelen misafirleri gerektiği şekilde ağırlamak yerine, önüne koyduğumuz mânialarla misafirimizi illallah ettiriyoruz.
Bir diğeri; gurur duyması gerekirken, sanki kendinin babasının malıymış gibi sahiplendiği atkıyı layık görmediği kişinin omzuna atmasından gocunuyor.
Anteplilik bu değil! Hele hele misafirperverliğimizle övündüğümüz Anteplilik hiç değil!