ŞAŞTIM KALDIM

 

Hükümet ve çevresine bakılırsa, ülkede her şey sütliman.

Ne terörist olaylar kalık, ne Kürt, Alevi, hatta Ermeni sorunları, ne Gezi Parkı olayları ne de Suriye olayları, kalık.

Ne dershanelerin kapatılıp kapatılmayacağı sorunu ki; Başbakan birkaç gün önce son noktayı koyarak yine ben bilirim dedi. Ne 4+4+4 sisteminin getirdikleri, götürdükleri. Ne hayat pahalılığı, ne atanma bekleyen aç sefil öğretmen meselesi.

Her şey yolunda.

Ne de olsa yıllardan beri uygulanan sistemi değiştirme çalışmaları tıkır tıkır işliyor.

Ekranlar da gülücükler dağıtarak, insanın içini ısıtan,  ferahlatan mesajlar veriyorlar.

Hele, yapılması gerekenleri yaptıklarıyla övünmeleri, biz yaptık demeleri. Oysa yapılanlar zamanın icapları, gereklerdir. Bununla övünmek niye? Oysa yapılanları sizin yerinizde olanlar da yaparlardı, yapmak mecburiyetin delerdi.  

Ve biz bütün bunlara “aferin bütün bunları da yaptılar” diyor, alkışlıyoruz.

Dediğim gibi yapılması gerekenlerden başka hiçbir şey yapılmıyor, yapılmadı.

Yeni Türkiye diyorlar, başka bir şey demiyorlar.

 

***

 

Ne güzel.

İnsanın içi ısınıyor.

Hükümet barış sürecinin hız kazanması daha bir anlam kazanması için adeta gaza basıyor. İmralı görüşmelerinin kapsamı genişletiliyor. Üst düzey PKK’lıların Kandilden inerek Öcalan’la görüşmelerine imkân sağlanıyor.

Başbakanımız da bu şevk ve heyecanla “ULAN HEPİNİZ ORADAYDINIZ” diyecek kadar kendinden geçiyor. 

Bu bardağın boş tarafı…

 

***

 

Muhalefet cenahına bakacak olunursa. Neuzibillâh ülkede kıyamet kopuyor.

Dinleyenlerin, duyanların kanını donduran ithamlar, suçlamalar kırıla gidiyor. Başbakanın ne Türk düşmanlığı kalıyor, ne kandil yetiştirmesi olduğu kalıyor. Ne Ülkenin 4 varil mazota satıldığı kalıyor.

Hükümetin yeni TÜRKİYE sloganına karşılık muhalefet:

Yaşasın ATATÜRK TÜRKİYESİ diyor.  

Bu da bardağın dolu tarafı.

 

***

 

Böyle bir ortamda vatandaş olarak şaşırıp kalmamak, hangi cenah doğru, hangi cenah yanlış düşüncesine dalmamak mümkün mü?

 

***

 

Birçok kimse AKP’li TBMM Başkanvekili Sadık Yakut’un kimilerine göre “dudak uçuklatan” beyanı olarak algılanan konuşması, öyle bilinmeyen bir şey değil ki. Maarif Sisteminde kökten yapılan değişikliklerin temelinde bu da vardı,

Kızlı-erkekli eğitime son.

Bu zatın temennisi önlerindeki dönemde bu yanlışın düzeltileceği.

Bakarsınız 2014 – 2015 öğretim yılında erkek ilkokulları-kız ilkokulları, erkek ortaokulları-kız ortaokulları, erkek liseleri-kız liseleri diye okullar oluşur.

Hatta belki de üniversitelerde bile kız bilmem ne fakültesi, erkek bilmem ne fakültesi bölümleri açılır…

Hadi hayırlısı…

 

***

 

Bu arada Pazar günü kutlanan “Öğretmenler Gününü” bende kutluyorum. Ama neyini kutluyoruz, onu bilemiyorum? Öğretmenlerin aç açıkta olmalarını mı, atama bekleyen öğretmenlerin boşa giden emeklerinin heba oluşunu mu kutluyoruz?

 Yinede kutlu olsun.